Tülay Hatimoğulları: Abdullah Öcalan ile görüşülmeden süreçte yol alınamaz

ANKARA - Abdullah Öcalan'ın süreçteki rolüne işaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Halkların Kürt sorununun çözümünde baş aktör olarak gördüğü bir lider. Kendisiyle görüşülmeden bu süreçte yol alınamaz" dedi. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ortadoğu'daki gelişmeler ve bu gelişmelerin Kürt sorununun çözümüne dair yürütülen süreci etkisini, iktidarın bu süreçte muhalefet üzerindeki baskısı, süreç içerisinde atılması gereken adımlara ilişkin Mezopotamya Ajansı'nın sorularını yanıtladı. 
 
Ortadoğu ve dünyada yaşanan gelişmeler Türkiye'yi de etkiliyor. Hem dünya devletleri olarak nitelendirebileceğimiz ülkeler hem de sosyalist kimliğe sahip çevreler, Ortadoğu'nun yeniden şekillendiğinden söz ediyor. Peki, Ortadoğu'da neler oluyor ve bölgeye nasıl bir dizayn verilmek isteniyor?
 
Ortadoğu ile ilgili analiz yapan herkes, bir noktada hemfikir. Ortadoğu yeniden dizayn edilmek isteniyor. Kartların yeniden karıldığı bir dönemden geçildiğini görebiliyoruz. Bugün küresel ölçekte kapitalist sistem ve sermaye düzeni derin bir krizin içine girmiş durumda. 2008'de başlayan ve giderek derinleşen ekonomik kriz, emperyalist güçlerin kendi iç dizaynının dizilişinde küresel ölçekte yeni bir döneme girdiğini bize gösteriyor. Geçmiş dönemlerde tek kutuplu bir dünyadan bahsedilirken artık çok kutuplu bir dünyadan bahsediliyor. Bunda da Çin'in ekonomisinin büyümesini gösterebiliriz. Eskiden bir süper güç vardı, o da ABD'ydi. Şimdi dünya bu dönemi geride bırakıyor, yepyeni bir dünya düzeni oluşuyor. Burada artık çok kutupluluktan bahsetmek mümkün. Dolayısıyla her güçlü kutup kendi düzenini dünya ölçeğinde kurmaya çalışıyor. 
 
Özellikle son dönemde en çok konuşulan ülkelerin başında İsrail geliyor. İsrail ne yapmaya çalışıyor?
 
İsrail, bir sınır genişletme hedefiyle hareket ediyor. Bu sınır genişletme sadece askeri değil. Ekonomik ve siyasi olarak da hegemonik bir güç olmayı amaçlıyor ve bu hedefinde hızla ilerliyor. Son iki yıldaki gelişmelere baktığımızda, İsrail'in konumlanışında ciddi bir yol kat ettiğini görüyoruz. Şii Hilali'ni kırma konusunda çok sert hamleler gerçekleştirdi: Yemen'de Husilere, Lübnan'da Hizbullah'a saldırı, Gazze'deki durum, Irak'taki gelişmeler ve nihayetinde İran-İsrail Savaşı yaşandı. Hala bu noktaya dönülme potansiyeli yüksek. Bugün yaşanan savaşların, geçmiş dönemlerdeki gibi olmadığını da tespit etmemiz gerekiyor. Biyolojik, nükleer ve yapay zekâ destekli silahların bu kadar gelişmiş olması ve birçok ülkenin bu silahlara sahip olması; artık bir savaştan bahsederken yalnızca savaşan ülkelere verilen zarardan değil, tüm ülkelere, coğrafyaya ve yer küreye verilen zarardan bahsetmemiz gerektiği anlamına geliyor. Bölge ülkelerine dönük geçmiş dönemdeki sömürgeci anlayış, yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürme, kaynaklarını denetleme ve bir pazar alanı görme gibi hedeflere sahipti. Şimdi çok kutuplu dünyanın gelişmesiyle başlayan küresel sermayenin yaşadığı krizle birlikte bölge ülkelerini küresel sermayeye entegre etmek hedefleniyor, bu hedef; sosyolojik, toplumsal, ekonomik, siyasal açıdan bir entegrasyon. Mesela Abraham Antlaşması'nı böyle okumak mümkün. 
 
Bu Abraham Antlaşmaları ile birlikte İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki ilişki daha da gelişti. Bu durumun Türkiye'ye etkisi ne olacak? Bölge halklarını nasıl etkileyecek? 
 
 
Abraham Antlaşmaları ile birlikte Körfez ülkeleri başta olmak üzere Arap ülkelerinde İsrail'e dönük normalleşmeye yeşil ışık yakıldığını görüyoruz.
 
Ana hedef şu: İsrail ile Arap ülkelerinin ilişkilerini düzeltmek. Bu da İsrail'in Arap ülkeleri tarafından kabul edilmesi demek. Bugün Körfez ülkelerinin ve özellikle önemli konumda bulunan Suudi Arabistan'ın doğrudan bir uyum içinde olduğunu gördük. Trump'ın Filistin ile ilgili ortaya koyduğu tavırda da bunun etkilerini görüyoruz. Abraham Antlaşmaları ile birlikte Körfez ülkeleri başta olmak üzere Arap ülkelerinde İsrail'e dönük normalleşmeye yeşil ışık yakıldığını görüyoruz.
 
Özellikle son dönemlerde en çok tartışılan ve etkilerinin geniş olduğu ileri sürülen bir diğer konu ise İMEC Projesi. Türkiye bu projeden dışlandı. Bu durumla birlikte Arap devletleri ve İsrail devleti birbirine biraz daha da yakınlaşmış oldu. Ne yapılmak isteniyor ne amaçlanıyor?
 
İMEC projesi, Hindistan'dan Avrupa'ya kadar oluşturulan bir koridor. Aynı zamanda enerji, sosyal, ekonomik ve siyasal anlamda bir koridor. Ayrıca bir hegemonik alan da yaratıyor. Neye karşı çıktı? Biliyorsunuz, Çin projesi vardı: Kuşak Yol Projesi. Çin'in Kuşak Yol Projesi, dünyanın yaklaşık üçte ikisini hedefleyen ve aklımıza gelebilecek istihdam alanlarını, ticaret alanını, enerji koridorunu, ulaşım, sağlık ve ticaretin bütün kollarını kapsayan bir projeydi. Çin'in ekonomik olarak yükselişine karşı Avrupa ülkelerinin ve ABD'nin birlikte el ele vererek bazı hamlelerde bulunduğunu biliyoruz. İsrail'in bölgedeki konumunun ve pozisyonunun artırılmaya çalışılması da yine bu projenin parçalarından biridir. 
 
Kıbrıs da bu projenin bir parçası mıdır?
 
Kıbrıs'taki gelişmeler de bu projenin bir parçasıdır. Kıbrıs, hem Türkiye'nin iç siyasetini belirlemek bakımından hem de doğrudan sorduğunuz bu uluslararası yol projeleri ve koridorlar konusunda çok kritik ve stratejik bir yerde duruyor. Özellikle bütün dünyanın bildiği üzere Doğu Akdeniz'de iki yüz yıl yetebilecek kadar bir hidrokarbon gazı rezervi var. Doğu Akdeniz'de sular kaynıyor. Dolayısıyla projenin önemli noktalarından biri Doğu Akdeniz'dir ve dolayısıyla Kıbrıs'tır. Türkiye, daha önce bölgede farklı şeyler yapmaya çalışmıştı. Ardından Avrupa ve ABD, Yunanistan'ın hava savunma sistemini güçlendirdi, değiştirdi. Akabinde de Türkiye'ye Katsa yaptırımları uygulandı. F-35 projesinden çıkartıldı.
 
Bu proje ile Türkiye'nin egemenlik sahasının daraltıldığı da söyleniyor?
 
 
O yüzden hep söyledik/söylüyoruz; Kürt sorununu barışçıl ve demokratik yöntemle çözmüş olan bir Türkiye, uluslararası diplomaside, ticarette, her anlamda ayağındaki prangadan kurtulmuş bir Türkiye de olacaktır.
 
Türkiye neden yok ve bu Türkiye'yi nasıl etkileyecek? Bu çok kritik bir soru. İMEC projesinde yol Türkiye'den geçmiyor. Türkiye'nin uyguladığı dış siyasetteki stratejik yalpalamaların da çok büyük bir payı oldu. Türkiye bir NATO ülkesi ve bir NATO ülkesi olarak Asya-Avrasya Paktı'na yakınlık gösterdi, Rusya'yla kurmuş olduğu ilişkiyi ve oradan hava savunma sistemi almasını, hatırlayacaksınız. Bütün bunlar, bu ilişkilerin daha karmaşık bir hâle gelmesine ve Türkiye'nin bu projenin dışında tutulmasının nesnel nedenlerinden biri haline gelmesine yol açtı. İktidar, dış siyasette bir sarkaç siyaseti izledi. Türkiye'nin bunların dışında tutulmasının en önemli nedenlerinden biri de budur. Türkiye'nin dış politikasını dizayn ederken Kürt sorununa yaklaşımı çok önemli bir turnusol görevi gördü. Uluslararası siyasette, diplomatik, ticari, kültürel ve sosyal her açıdan anlaşmalar yapmanın ve uluslararası ilişkilerde kendini güçlendirebilmenin yolu, Kürt sorununu sürekli uluslararası güçlerin önüne bir kart olarak getirmemekten geçer. O yüzden hep söyledik/söylüyoruz; Kürt sorununu barışçıl ve demokratik yöntemle çözmüş olan bir Türkiye, uluslararası diplomaside, ticarette, her anlamda ayağındaki prangadan kurtulmuş bir Türkiye de olacaktır. Türkiye'nin Kürt sorununu çözmesi lazım. Türkiye'nin özellikle Suriye'deki gelişmelere bağlı olarak Rusya'yla kurduğu ilişkiler bu sonuçları doğurdu. 
 
Türkiye nasıl bir siyaset benimseseydi kazançlı çıkardı sizce?
 
Biz, DEM Parti olarak hiçbir emperyalist güce ve pakta dayanan bir dış siyasetten yana değiliz. Halkların özgürleşmesini ve demokratikleşmesini merkeze alan bir Türkiye'nin, başta Kürt halkı ve Alevi toplumu olmak üzere eşit yurttaşlık hakkı temelinde, demokratik zeminde bir iç siyaseti kurması, bu iç siyasetin barışçıl ve demokratik zeminine dayanarak bir dış siyaseti tesis etmesinden yanayız. Türkiye böyle bir iç ve dış siyaseti benimseseydi hem Suriye'deki barışçıl rolü çok daha büyük olurdu hem de bahsini ettiğimiz bu küresel ölçekteki nedenlerin bölgeye yansıttığı savaş ve çatışmalarda bir barış havarisi olabilirdi. Ancak ne yazık ki şu an o pozisyonda değil.
 
Suriye'de çatışmalar sürerken Kürtler, Dürziler ve Aleviler kendi yönetimlerini kurma arayışında. Bu arayış, bölgesel ve küresel güçlerin etkisine rağmen başarılı olabilir mi?
 
 
Bugün Rojava modeli, Suriye'de kendi rengini ortaya koyabilecek bir model olma yolunda hızla ilerliyor.
 
Bugün Rojava'da oluşturulmuş olan özyönetim her ülkenin, her toplumun, her halkın özlemini duyduğu; eşitlikçi, barışçıl, kadın özgürlükçü, seküler; bütün farklı halkların ve inançların bir arada, ortak yaşayabileceği ve kendi kendini yönetebileceği, kendi ekonomilerini bir komün zemini üzerinden kurabileceği çok önemli bir modeldir. Şimdi böyle bir model, başta Suriye olmak üzere bütün bölge ülkeleri için en ihtiyaç duyulan modeldir. Bunu Kürt halkı Rojava'da başardı. Bölgenin bütün halkları ve Ortadoğu çözüm reçetesi de budur. Biliyorsunuz, Suriye'de Dürziler kendi özerkliklerini ilan etmişlerdi. Aleviler ise çok büyük bir soykırıma maruz kaldılar. Suriye'nin şimdi yeniden inşa edildiği bir dönemde gerek Alevilerin gerek Dürzilerin oluşturulacak yeni Suriye yönetiminde mutlaka yer alması ve temsil edilmesi çok önemlidir. Kürt halkı zaten bu konuda gerçekten son derece örgütlü bir duruş sergilemiştir; kendi özyönetimlerini fiilen hayata geçirmişlerdir. Bugün Rojava modeli, Suriye'de kendi rengini ortaya koyabilecek bir model olma yolunda hızla ilerliyor. Ümit ediyoruz ki, önümüzdeki günlerde şimdi başlamış olan Şam yönetimi ile SDG arasındaki müzakereler sağlıklı bir şekilde ilerler ve demokratik bir Suriye'nin inşa edilmesi konusunda somut adımlar atılır.
 
Türkiye bu bahsettiğiniz ve tüm dünya için şans olarak gördüğünüz sisteme dair karşıtlığını ısrarlı bir biçimde sürdürüyor. Neden karşı çıkıyor? 
 
Türkiye 102 yıllık devlet tarihi boyunca Kürt sorununa güvenlik ekseninde yaklaştı. Türkiye resmî ideolojisi, Kürtleri ve Alevileri bir tehdit olarak gördü. Türkiye'nin bu stratejik akıldan vazgeçmesi gerekmektedir. Bu akıldan vazgeçilmediği sürece, gerçekten onurlu bir barış ve demokratik zeminde bir Kürt sorunu çözümü kolay olmaz. Resmî ideoloji bu katı yaklaşımdan vazgeçmelidir. Bugün Kürt sorunu ne Türkiye'de ne Suriye'de ne Irak'ta ne de İran'da bir güvenlik meselesi değildir. Kürt sorunu bir kimlik meselesidir, toplumsal bir meseledir, siyasî ve iktisadî boyutu olan bir meseledir. Türkiye'nin sürdürdüğü bu yaklaşım, Türkiye'nin Ortadoğu siyasetini ve dış politikasını da az önce konuştuğumuz gibi, negatif etkilemektedir. 
 
Türkiye'de Kürt sorununun çözümüne dair devam eden sürece gelmek istiyoruz. Bildiğiniz gibi Kürt Özgürlük Hareketi attığı adımlara bir yenisini daha ekledi ve silahlı güçlerini Türkiye'den çekmeye de başladı. Bu durumu nasıl gördünüz? 
 
Küresel ölçekte savaş ve çatışmaların hız kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Kürt Özgürlük Hareketi; "Savaşın ve çatışmanın bu kadar yoğunlaştığı bir dönemde hem Kürt halkının hem de Türkiye halklarının can güvenliği ve barışı için biz Türkiye'den geri çekiliyoruz. Kürt ve Türkiye halklarının barış, huzur ve demokrasi içinde yaşamasının önünü açmak için bunu yapıyoruz" dedi. Dolayısıyla Türkiye'nin ve bütün demokrasi güçlerinin atılan bu adımı çok iyi analiz etmesi, anlaması ve anlamlandırması gerekiyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne çok güçlü bir şekilde destek vermesi gerekiyor. 
 
Bu adımla birlikte Türkiye'nin üzerine düşen sorumluluklar neler? Ne tür adımlara ihtiyaç var? 
 
Temel sorular: Peki şimdi ne olacak? Kürt Özgürlük Hareketi bu kadar somut adım attı, Türkiye iktidarı ve devleti ne yapacak?  Hukuki ve yasal adımlardan kasıt nedir?  İlk olarak şunları sıralayabiliriz: Silahsızlanmayı hızlandıracak bir özel yasanın çıkması, İnfaz Yasası düzenlemesi. Cezaevlerinde haksız ve hukuksuz bir şekilde tutulmuş binlerce siyasi tutsak var. Biz, birçok kesimin faydalanabileceği infazda eşitlik istiyoruz. Diğer yandan TCK, TMK bir sonraki evrede konuşulması gereken çok önemli konular. Ve umut hakkı, Sayın Öcalan başta olmak üzere cezaevlerinde 25 yılını doldurmuş olan bütün siyasi mahpusları kapsaması gereken çok önemli bir konu. Bir diğeri, Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür yaşam ve özgürce çalışabileceği koşulların oluşması, bütün bunlar çok önemli. 
 
Komisyonun İmralı'ya gidip Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme yapma talebiniz de var. Bu görüşme neden bu kadar önemli?
 
Komisyonun gitme ihtimali güçlenmiş gibi görünüyor. Umarız bu görüşme gerçekleşir. Sayın Öcalan sürecin bu aşamaya kadar getirilmesinde çok önemli bir rol ve misyon üstlendi. Kürt halkının ve bölge halklarının hakikaten çok önemsediği bir baş aktör. Halkların Kürt sorununun çözümünde baş aktör olarak gördüğü bir lider. Kendisiyle görüşülmeden bu süreçte yol alınamayacağını herkes biliyor. Dolayısıyla bunu kendi örgütü istiyor, Türk-Kürt halkı istiyor, demokrasi güçleri istiyor. Görüşmenin gerçekleşmesi durumunda Sayın Öcalan'ın bu sürece sunacağı çok önemli katkıları olacağını düşünüyoruz.
 
Birçok kesimin sürece güven duymadığına da tanıklık ediyoruz. Siz nasıl gözlemliyorsunuz ve bu güvensizliğin sebebi nedir sizce? Toplumun geniş kesimindeki meselede bir güvensizlikler silsilesi var. Nedir bu güvensizlik silsilesinin sebebi? 
 
 
Muhalefete yönelik operasyonlar süreci sabote ediyor ve toplumsal desteğin daha güçlü bir şekilde yansımasını engelliyor. Dolayısıyla bu antidemokratik uygulamalar bir an önce durmalı.
 
Ana muhalefet partisine bu kadar yoğun operasyonların gerçekleşmesi, başta ana muhalefet partisinin kendi tabanı olmak üzere toplumdaki çok önemli bir kesimi etkiliyor. Bu kesimin sürece güveni zedeleniyor. Deniliyor ki: "Partimize bu kadar yoğun baskı varken demokratik gelişmeden nasıl bahsedilebilir?  Belediyelerimize kayyım atanıyor, sizin belediyelerinizde kayyımlar devam ediyor, belediye başkanlarımız tutuklanıyor. Bunlar yaşanırken süreç nasıl ilerleyecek, demokrasi nasıl gelecek?" Muhalefete yönelik operasyonlar süreci sabote ediyor ve toplumsal desteğin daha güçlü bir şekilde yansımasını engelliyor. Dolayısıyla bu antidemokratik uygulamalar bir an önce durmalı. Güven oluşturmak için kayyım yasası geri çekilmeli; kayyım atanmış bütün belediyelerin belediye başkanları ve belediye eş başkanları görevlerine iade edilmeli. Bu gelişmeler gerçekleşirse, inanın toplumsal destek bir anda yüzde 95'lere kadar yükselecektir.
 
AİHM, daha önce HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve diğer siyasetçilere dair verdiği ihlal kararına yapılan itirazı reddetti ve karar kesinleşti. Buna dair neler söylemek istersiniz? 
 
AİHM kararına göre sevgili Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş'ın cezaevinde tutuldukları her saat AİHM kararlarını ihlal etmektir. Üçüncü kez AİHM karar alıyor ve bu karar yine uygulanmıyor. Normal şartlarda sevgili Figen Yüksekdağ'ın, Selahattin Demirtaş'ın ve bütün Kobani Kumpas davasında tutuklu bulunan arkadaşlarımız an itibariyle serbest olmalılar. Bu karar artık kesinleşmiştir. Bu kararın hayata geçmemesi, bu kararı hayata geçirmemek suç işlemek demektir. Dolayısıyla Bahçeli'nin de altını çizdiği gibi bu karar acilen hayata geçmeli. Kürt hareketi üzerine düşeni yaptı. Ama iktidar ve devlet üzerine düşeni yapmıyor, adım atmıyor. Demokratikleşmeden bahsedilen bir süreçte televizyonlara kayyım atıyor. İnfaz yakmalar devam ediyor. Sincan Cezaevi'nde 32 seneyi doldurmuş, 33'uncü senesine girmiş mahpuslar var. Hasta mahpuslar konusunda adım atılmıyor. Bunlar kabul edebileceğimiz şeyler değil. 
 
Peki, iktidar bu saydığınız konularda neden bir adım atmıyor?
 
İktidar hâlâ bu süreci bir "terör" meselesi ve ülkeyi "terörden" arındırma süreci olarak görüyor. Bu algı değişmek zorunda. Algı değişmediği sürece, bahsettiğimiz gibi gerçek bir barış ve demokratikleşme sürecinden söz etmek o kadar kolay olmaz. Dolayısıyla, bugün iktidarın ve devletin atması gereken adım, Kürt sorununu bir güvenlik meselesi olarak görmekten vazgeçmek ve eşit yurttaşlık meselesi olarak görmek olmalıdır. Demokratikleşme zemini buradan güçlenerek ilerlemek zorundadır. Muhalefetin üzerindeki baskıları da bir an önce sona erdirmelidir. Demokratikleşmenin nasıl olacağına dair herkesin bir fikri vardır. Bunu iktidar ve devlet bilir, biz de biliriz. Dolayısıyla buradan yol alınmalı ve demokratikleşme çizgisinden ilerlenmelidir. Aksi takdirde kalıcı, onurlu bir barış ve demokratikleşme sürecinden söz etmemiz zor olacaktır. 
 
Süreç boyunca CHP'nin sürece yaklaşımı da çokça konuşuldu. DEM Parti olarak CHP'nin bu sürecin neresinde yer alması gerektiğini düşünüyorsunuz?
 
CHP başta olmak üzere bütün muhalefet partilerinin hem Kürt sorununun çözümüne ilişkin hem Türkiye'nin demokratikleşmesine ilişkin güçlü bir programla ortaya çıkmaları gerektiğine inanıyoruz. Hem güçlü bir program hem de bu programı hayata geçirebilecek güçlü bir pratiğe ihtiyaç var. CHP bu süreçte yaşadığı bütün baskılara rağmen komisyonda yer aldı. "İktidar bizim masadan kalkmamızı istiyor. Komisyondan çekilmemizi istiyorlar. Bunu asla yapmayacağız. Kalacağız burada" dediler. Bu çok kıymetli. Barış ve demokratikleşme süreci, salt bir siyasi partinin dar manada çıkarlarına hapsedeceği bir süreç değil. Bütün partiler bu süreci partiler üstü görmek zorunda. 
 
Ayrıca sosyalistlere de şöyle seslenmek isterim: bu sürecin ve barışın toplumsallaşması için, demokratik zeminde mücadeleyi daha güçlü bir yelpazede yürütebilmek için birbirimize ihtiyacımız var. Bugün Türkiye'de sendikal mücadelenin, emek hareketinin, kadın hareketinin, doğa ve yaşam savunucularının ve bütün demokrasi güçlerinin ortak zeminde buluştuğu bir mücadele hattına ihtiyacımız var. Daha fazla yan yana durmalı, dayanışmayı ve örgütlü mücadelemizi büyütmeliyiz. Eleştiriler de değerlendirmeler de hepsi baş göz üstüne. Bazı eleştiri ve değerlendirmelerin de bizleri diri tuttuğunu ifade etmeliyim.
 
MA / Mehmet Aslan - Selman Güzelyüz 
 

Diğer başlıklar

12:40 ‘Umut ve özgürlük’ mitingi düzenlenecek
11:56 Gelecek Partisi ve İmralı Heyeti ortak açıklama yaptı
11:55 İşçilerin eylemleri 9'uncu gününde
11:54 İstanbul'da ev baskınlarında 11 kadın gözaltına alındı
11:32 Ayşe Şan Amed'de çeşitli etkinliklerle anılacak
11:01 DEM Parti ve AKP milletvekilleri Wan’ın sorunları için bir araya geldi
10:26 Bir mezar hasreti: Nazım ve Cihan'ın köşesi
10:19 İmralı Heyeti ile Gelecek Partisi görüşmesi başladı
09:41 Aykol tutsakların sesi olmaya devam ediyor: Hücre cezasından beraat etti ama tahliyesi engellendi
09:36 İlçeden geçen uluslararası yol tehlike saçıyor
09:35 Kayyımın bitmeyen 12 milyon TL'lik mezbahası!
09:26 Rojhilat Aksoy: Festivalde komün ruhu oluştu
09:25 Nazım'ın gülüşünde devrim gizliydi
09:25 Doğa talanına karşın palamut ekimi
09:19 Sait Yıldırım’ın tahliyesi ‘örgütsel’ konuştuğu iddiasıyla engellendi
09:17 Çilek üreticileri: İthalat durdurulmazsa üretici ayakta kalamaz
09:14 Şiddet uygulayan zabıtalar mağdur, kendisi şüpheli oldu
09:11 Kooperatifçilikle geçinen köyde 92 yıldır tiyatro sahnesi kuruluyor
09:08 Aydın'dan çağrı: Bütçe halka ayrılsın
09:04 Türkiye hangi ‘özerklik’ maddelerinde çekimser?
09:02 2025 Ekoloji Karnesi: Dünya yok oluşa gidiyor
09:00 16 ARALIK 2025 GÜNDEMİ
08:17 Meteoroloji'den sağanak ve kar yağışı uyarısı
08:07 GAİN'e operasyon: Şirket yetkilileri gözaltında, TMSF kayyım olarak atandı
15/12/2025
23:41 BES-AR: Asgari ücretle insanca yaşam mümkün değil
23:36 Buğday silosunun altında kalan işçi hayatını kaybetti
21:52 Tom Barrack ile Netanyahu görüştü
21:07 Xarpêt’ta iş cinayeti
21:04 Paramiliter grupların işkence ettiği Efrînli hayatını kaybetti
21:01 Wan’da engellilerle atölye çalışması
20:58 Erciyes Üniversitesi’nde bir kadın katledilmek istendi
20:34 ATK raporlarının kadın davalarındaki rolü: Asıl sorun sistemde
20:15 Gülderen Varlı: Kayyımların usulsüzlükleri Şam'a kadar yol olur
20:04 DEM Partili Uçar: Norm dışı devlet hala devrede
19:57 Sel sonrası Endonezya’dan 'orman ruhsatı' hamlesi
19:48 Rojava Kadın Platformu’ndan sel mağdurları için yardım çağrısı
19:43 DEM Parti milletvekilleri: Asker ve polisler çetelerle işbirliği yapıyor
19:33 Sevcan Demir'i katleden faile ağırlaştırılmış müebbet istendi
19:25 Erdoğan: Ayrıştırıcı söylemlere izin vermeyeceğiz
18:15 İran'da 1’i çocuk 4 Kürt yurttaş gözaltına alındı
18:08 Suudi Arabistan’da 340 kişi idam edildi
18:04 Okul müdürü, öğrenciyi darp etti
18:00 Adana Kadın Platformu: Meclis’teki çocuk istismarının üstü örtülmesin
17:15 İsrail saldırılarında 70 bin 665 kişi hayatını kaybetti
17:09 Sincan Cezaevi'ndeki şüpheli ölüm için soruşturma talebi
17:06 Siyasi tutsaklara üzerinde ‘İtirafçı sol terör örgütü’ yazılı kimlik dayatması
17:04 Adalet Bakanlığı önünden seslendiler: Hakan Tosun’a ne oldu?
17:00 Arkaş: Demokratik cumhuriyete entegreye varız
16:44 Kayyım müdürünün ‘para’ dağıttığı görüntüler için Bakanlığa çağrı
16:28 KAYY-DER'den 'Gaxand Gecesi'
15:51 Gazeteci Aykol'a bir kez daha kan takviyesi yapıldı
15:49 Tülay Hatimoğulları: Yasal düzenlemeler bir an önce yapılmalı
15:32 'Umut hakkı mutlaka güvenceye kavuşturulmalı'
15:12 Wan’daki halk buluşmasına binler katıldı: Mücadelemiz Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüyle sonuçlanacak
15:00 Berfîn Nûrhaq ve Sema Roza Mêrdîn ve Amed'de anıldı
14:12 Kazanhan'ı katleden polis 11 yıldır yakalanamıyor
14:00 5 No'lu'daki katliam ve işkencelerle yüzleşme çağrısı
12:37 Hatay'da 4.2 büyüklüğünde deprem
12:35 Aykol’a mektup: Bizim dünyamızda en çok sen varsın
12:20 'Silahların susması başlangıçtır, hedef pozitif barış'
11:52 İmralı Heyeti, Davutoğlu ile görüşecek
11:37 BİSAM Raporu: Yoksulluk sınırı 94 bin 393 lira
11:30 DEM Parti İmralı Heyeti ile Özel görüşmesi ertelendi
11:25 İnşaat çalışanı artı, sanayininki düştü
11:00 Gazeteci Kurt'un tahliyesinin ertelenmesi kararına itiraz reddedildi
10:32 Nazım Daşdan ve Cihan Bilgin anılacak
10:27 Ekmek ve barış için yürüyenler: Savaşa değil, barışa yatırım yapılsın
09:32 Avustralya'daki silahlı saldırıda ölü sayısı 15'e yükseldi
09:07 Prof. Jorge Riechmann: Abdullah Öcalan’ın adımları yeni barış yolları açtı
09:05 Kirli havadan 230 kişi ölmüştü: Nedeni doğa talanıdır, dur denilmeli
09:04 Halkın süreçten ortak beklentisi: Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü
09:01 Barış Anneleri: Abdullah Öcalan halkıyla beraber olmalı
09:00 15 ARALIK 2025 GÜNDEMİ
08:55 Serhat Bölgesi yağışlara teslim: Sıcaklıklar 4 derece düşüyor
08:36 Xwebûn Gazetesi’nin yeni sayısı ‘Licê’de özel savaş' manşetiyle çıktı
14/12/2025
23:56 İdlib'de Geçiş Hükümeti devriyesine saldırı: 4 ölü
23:18 Osmaniye’de kaza: 3 kişi hayatın kaybetti
21:31 3. Amed Uluslararası Film Festivali ödüllerle son buldu
21:02 Tom Barrack: Suriye'deki saldırı karşılıksız kalmayacak
20:55 Gazeteci Osman Çaklı serbest bırakıldı
20:46 Belediye Başkanı Gülşah Durbay hayatını kaybetti
20:22 Wan’da müzik festivalinde renkli görüntüler
20:08 Yaşamını yitiren Karabaş için anma
20:05 Kaldıraç'tan Eroğlu ve Akdoğdu için anma
18:23 'Demokrasiye sahip çıkıp, sürecin önemini bilmeliyiz'
18:12 Gazeteci Aykol iki aydır yoğun bakımda
17:44 Antalya’da 'Geçinemiyoruz' mitingi: Bu bütçe emeğin değil sermayenin
17:40 Polis, buluşma ardından posterlere el koydu
17:35 Asgari Ücret İnisiyatifi: Asgari ücret yılda dört kez güncellenmeli
17:03 ‘Mısır Koçanlarını Kızartan Koku’ kitabının imza etkinliği düzenlendi
16:46 DBP Eş Genel Başkanı Bayındır: Kürtlerin özgürlüğü çok yakındır
16:19 Mûş'ta halk buluşması: Süreci başarıya ulaştıracağız
16:03 Yanan bölgede 5 bin palamut ekildi
15:52 3’üncü Amed Film Festivali film gösterimleriyle sürüyor
15:51 Mersin’de bağımlılıkla mücadele atölyesi
14:56 'Ekmek ve Barış' yürüyüşçüleri Ankara’da: Savaşa değil halka, emekçiye bütçe
14:48 Sokağa çıkma yasaklarında yaşamını yitirenler anıldı
14:36 'Komün ve meclisler ekmek ve su kadar gereklidir'
14:08 Cizîr ve Êlih'te kurulan taziyelere kitlesel ziyaret
14:05 Ömer Öcalan: Önder Apo 'Her evde Kürtçe konuşulmalı' diyor
13:41 Avustralya’da silahlı saldırı: En az 10 ölü
13:36 Ailesinden 4 kişiyi kaybeden tutsak Rukiye Fidan taziyeye götürüldü
13:26 'Uyuşturucu ve fuhşa karşı birlikte mücadele edecek, birlikte kazanacağız'
13:15 AB ve HRW’den İran’a Nergîs Muhammedi için çağrı
11:56 Pervin Buldan: Yasal düzenlemeleri yapma zamanı
11:42 Taliban eğitimcileri tutukladı
11:18 'Şam'la uzlaşı sağlamaya çalışıyoruz, Türkiye müdahale ediyor'
10:58 Roboskî'de şüpheli ölüm
10:54 Bayındır: AKP'nin raporu cesur ve kararlı adımlardan uzak
10:05 Jin dergi yeni sayısında ‘kadın mücadelesine’ odaklandı
09:40 Karadeniz ve Marmara için yağış uyarısı
09:36 İtalyan akademisyen: Kürtlerin barış isteğini büyük umutla destekliyorum
09:31 ABD’de üniversitede silahlı saldırı: En az 2 ölü
09:06 EPSU Temsilcisi Centellas: İşçi hareketi ve sendikalar süreçte rol üstlenmeli
09:05 Öğrencilerden Kürtçe eğitim komünü
09:04 ‘Cezaevleri sürecin samimiyet testidir’
09:03 7 kadın bir araya gelerek kapanma noktasına gelen kooperatifi yeniden üretime geçirdi
09:01 32 yıldır yasaklı köylerine yılda bir kez gidebiliyorlar: PKK gerekçeniz de kalmadı
09:00 'Türk'ün gücünü göreceksin' işkencesi: Tutsakları yıldırma politikasıdır
09:00 14 ARALIK 2025 GÜNDEMİ
13/12/2025
23:59 Trump’tan ABD'li askerlere yapılan saldırıya ilişkin açıklama
23:55 Gazeteci Osman Çaklı gözaltına alındı
23:52 Endonezya’da bini aşkın kişi yaşamını yitirdi
22:58 Sağlık ve Enerji Bakanlığı bütçeleri kabul edildi
21:13 Amedspor lider oldu
20:53 Türmen: Süreç yeni bir Türkiye’nin kurulmasına sebep olabilir
20:29 ‘Ekmek ve barış için bütçe' yürüyüşü: Savaşa değil emekçiye bütçe
20:18 Amed Film Festivali'ne 7'inci gününde yoğun ilgi
20:15 İsrail Gazze’de araç hedef aldı: 4 kişi hayatını kaybetti
20:12 Silopiya'da halk buluşması: Demokratik toplumu inşa etmeliyiz
20:08 Mêrdîn’de ‘Dargeçit’ belgeselinin gösterimi
20:04 Meclis'teki taciz soruşturmasında tutuklu sayısı 4’e çıktı
20:02 Sudan Kadınlar Birliği: Savaşa karşı barış, derhal ateşkes
19:29 DAİŞ Uluslararası Koalisyonu hedef adı: 3 kişi hayatını kaybetti
19:24 Amedspor maçı öncesi coşku
19:19 ABD’li petrol şirketine mahkemeden iptal kararı
18:08 Suriye Demokratik Meclisi 10’uncu yılını kutladı
18:04 DEM Partili vekiller: Yıkım ve işgal mantığı ile hareket ediliyor
18:00 PYD: Özerk Yönetim demokratik inşa için eşsiz bir model
17:55 ‘Çocuklar barışın öznesi olmalı’
17:27 Çewlîg'de halk buluşması: Umut hakkı uygulansın
17:20 ‘Ekmek ve barış için bütçesi’ yürüyüşü: Savaş bütçesine karşı barış bütçesi talebi
17:17 MHP raporunda ‘Umut hakkı’ da Kürtlerin anayasal tanınması hakkı da yok!
17:14 ‘Anılarına bağlı kalacağız’
17:12 Aile yılı modeline karşı Özgür eş yaşam modeli
16:48 CHP’li Konuralp: İmralı’ya gitmeme kararı aldık ama gidilmesini de yanlış görmedik
16:38 Tiryaki: Yerelde güçlü demokrasi olursa ülke güçlenir
16:08 Mazlum Ebdî: 10 Mart antlaşmasını uygulamaya kararlıyız
16:01 TTB’den ‘Sağlık İçin Barış ve Demokrasi Çalıştayı’
15:32 Aykol'a cezaevinden mektup: Temennimiz her şeyin sizden yana olmasıdır