Kürt heykeltıraş: Sürekli bir savaş içinde olan halkın sanata katacağı çok şey var

img

İSTANBUL - İranlı Kürt heykeltıraş Seywan Saedian, duygularını nakşettiği eserlerinden oluşan son sergisini sanatseverlerin beğenisine sundu. Kürtler için “Sürekli bir savaş içinde olan halkın sanata katacağı çok şey var” diyen Saedian, bu birikimin yeteri kadar yansımadığı eleştirisinde bulundu.

Politik nedenlerden dolayı 19 yıldır doğduğu topraklardan uzakta silinmeye çalışılan Kürt kültürünün yeniden yaşam bulması ve unutmaması için eserler üreten Seywan Saedian (47), İran Mahabad doğumlu Kürt bir heykeltıraş. 47 yaşındaki sanatçı, İranlı ünlü ressamlar Hadi Ziyadini, Ahmed Xaliliferd, Ferdin Sadık Eyyubi, Mehemed Rüstemzade ve Xanibal Erxas’ın öğrencisi oldu. Mahabad, Sülaymaniye ve Erbil’de (Hewler) yaşadıktan sonra ise, birkaç yıl önce Diyarbakır’a yerleşti. 
 
Saedian, çektiği belgesel filmler ve unutulmaya yüz tutmuş “Sêva Mêxekrêj (Karanfil bezeli elma)” kültürünü yeniden yaşatma çabası içerisinde olmasının yanı sıra demiri işleyerek Kürt halkının bin yıllardır süre gelen kültürünü yeniden şekillendirerek, yaşama aktarma uğraşı içerisinde. 
 
Bugüne kadar İzmir, İstanbul, Diyarbakır ve Mardin’de 20’ye yakın sergi açan sanatçı, son sergisini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde açtı. Yıllarca hurdacılardan topladığı demirler ile Şengalli kadınları heykellerine işleyen Saedian, eserlerini sanatseverlerin beğenisine sundu. 
 
Sergi, 5 Mayıs tarihine kadar hafta içi her gün ziyaretçilere açık.
 
ESERLERİNDE İKİ FORM ÖNE ÇIKIYOR
 
Çalışmaları ve açtığı son sergi hakkında bilgi veren Saedian, Diyarbakır’da 2015 yılında açtığı atölyesinde bugüne kadar ağaçtan, kilden ve demirden oluşan 100’e yakın heykel ürettiğini belirtti. Heykellerini ise, iki form biçiminde yaptığını paylaşan Saedian, “Bazılarında portre, yüz ifadesi ve estetik ön planda iken, bazıları da düşünsel olarak yaşamı anlatan heykeller. Bunlar arasında ayağı olmayan ve elinde özgürlük meşalesi taşıyan bir kadın heykeli var. Burada Amerika’nın kapitalist oyunlarını Ortadoğu üzerinde şekillendirmesi ve bir yandan özgürlük getireceğini iddia etmesinin eleştirisi yer alıyor” diye belirtti.
 
‘YAŞANAN TRAJEDİLERİ YANSITMAYA ÇALIŞTIM’
 
Avrupa ve ABD’nin ekonomik çıkarları uğruna vicdansızca davrandığına ifade eden Saedian, bu durumun eserlerine nasıl yansıdığını ise şu sözlerle dile getirdi: “Ortadoğu’da silah ticaretinin yapılabilmesi için yüz yıldır savaş politikaları yürütülüyor. İşbirlikçi olan yönetimler ise, halklarının öldürülmesi için rehberlik yapıyor. Mesela Şengal üzerinden istemediğimiz olaylar yaşandı. Yüzlerce Şengalli kadın DAİŞ tarafından kaçırıldı. Yaşanan savaşlarda en çok kadınlar ve çocuklar acı çekiyor. Cizre’de şehit düşen ve bedeni günlerce buzdolabında saklanan Cemile de, bu çocuklardan yalnızca biri. Büyük trajediler yaşandı. Ben de heykellerimde olabildiğince bu acıları yansıtmaya çalıştım.” 
 
Saedian, Ortadoğu kadar ilgisini çeken bir diğer coğrafya Afrika. Orada yaşayan halkın kültürünü, inancını, acısını, yaşamını anlatan heykellerden çok etkilendiğini belirten Saedian, “Ben de Afrin’de, Şengal’de çocukluğumda hissettiğim duyguları heykellerime yansıtmaya çalıştım” diye konuştu.
 
‘CEMİLE’DE KENDİ ÇOCUĞUMUN ACISINI YAŞADIM’
 
Kendisini ve yaşadığı coğrafyadakileri “savaşın çocukları” olarak tanımlayan Saedian, gözünü açtığı günden beri bir savaşın içinde olduklarını ifade etti. Her dönem farklı koşullarda savaşın yaşandığına vurgu yapan Saedian, bu durumun oluşturduğu duygu yoğunluğunu ise “Çok farklı savaşların yaşandığına tanıklık ettik. İnsanların bedenlerinin parçalandığına tanık oldum. Halepçe’de yaşanan kimyasal savaşında yarananları gördüm, İran-Irak savaşını yaşadık. Otobüslerin savaşta yaralananları taşıdığını gördüm. Tüm bu acılara tanıklık ettikten sonra bir kolumun ya da bacağımın kopmasıyla nasıl bir yaşam sunabileceğini artık biliyorum. Gördüğüm tüm acıları yüreğimde yaşadım ve hissettim. Savaş demek, sadece acı demektir. Cemile için yaptığım heykelde kendi çoğumun acısını yaşadım ve bu acı ile heykeli şekillendirdim” cümleleriyle söze döktü.
 
'FELSEFEYİ DEMİRDE YANSITIYORUM'
 
Saedin, heykel sanatının incelikleri hakkında da bilgi verdi. Her şeyden önce materyal kullanımının sınırlı olduğunu belirten Saedin, heykel yapımında önemli olanın duyguların yansıması olduğunu söyledi. 
 
Demirin ise, kendisi için farklı bir önem arz ettiğini kaydeden Saedian, bunu söyle açıkladı: “Oyun hamuru ile oynar gibi demirlere şekil veriyorum. Çocukluğumda çamur ile oynadığım zevki alıyorum. İçimde yaşadığım duyguları, estetizmi ve felsefeyi yansıtma fırsatı demirde bulduğumu düşünüyorum Farklı şekillerde olması ve zor olması bana ayrı bir heyecan katıyor.” 
 
‘KÜRT HALKININ KÖKLÜ BİR YAŞAMI VAR’
 
Yaklaşık 20 yıldır resim, edebiyat ve belgesel, film gibi birçok sanat alanında üretim yaptığını söyleyen Saedian, "Kürt halkının sanat konusunda geniş bir birikimi var. Hiçbir halk Kürt halkının önünde değil. Kürt halkının çok köklü bir yaşamı var. Sürekli bir savaş içinde olan halkın sanata katacağı çok şey var, fakat bu birikim ne yazık ki gözükmüyor. Ben coğrafyamdan ve kültürümden eminim ve bu inançla üretim yapabiliyorum. Kürt olmak başlı başına sanat üretmeye yeterli. Kürt halkının kültürünün yansıtılması için sanat önemli bir alana sahip. Kürt halkının değerlerinin yok olmaması için üretim yapmak zorundayız” dedi.