Herkes 'İdlib', Erdoğan 'Kuzey-Doğu Suriye' diyor

  • analiz
  • 12:13 27 Eylül 2018
  • |
img
HABER MERKEZİ - AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, katıldığı BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla Kuzey ve Doğu Suriye’yi tehdit ederek, çıkmazda olduğu İdlib gündemini soğutma arayışını sürdürüyor. 
 
Heyet Tahrir El-Şam (El Nusra) ve Ehrar El-Şam gibi selefi grupların denetimindeki İdlib kentine yönelik Suriye rejimin Rusya ve İran desteğiyle operasyon yapma ihtimali, Türkiye'nin kimyasını bozdu. Tahran Zirvesi’nde bir araya geldiği Rusya ve İran'dan istediğini alamayan Türkiye, Soçi'de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında imzalanan mutabakatla İdlib’teki grupların 15 Ekim'e kadar Lazkiye-Halep yolundan 15 kilometre çekilmesini kabul etti. 
 
İDLİB'DE DE HALEP SÖYLEMİ 
 
Varılan bu mutabakata rağmen Beşar Esad yönetiminden kente dönük yapılan operasyon söylemleri durmuş değil. Mutabakatla yetinmek istemeyen Türkiye, denetimindeki grupları güvenceye almak için ibreyi bu kez ABD, AB ve Birleşmiş Milletlere (BM) çevirdi. 
 
İdlib’e dönük operasyonu durdurmak için daha önce Guta, Halep, Şam için başvurulan "Milyonlarca sivil var" gerekçesine sarılan Erdoğan, BM'nin ve batılı güçlerin Rusya ve Esad karşıtlığına oynamaya başladı. Halep'te “sivil” denilerek tahliye edilen 60 bin civarındaki kişinin çoğunun selefi gruplar ve aileleri olduğu ortaya çıksa da, Erdoğan İdlib'de de aynı söyleme sarılarak, ABD, AB ve BM'yi “duyarlı” kılma çabasında.
 
OPERASYONU DURDURMA ARAYIŞI
 
Erdoğan, katıldığı BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada yine İdlib'deki selefi gruplara değinmeden varlığı tartışmalı 3 milyon sivilden bahsederek, duyarlılık çağrısı yaptı. İdlib için bu hassasiyeti gösteren Erdoğan, konuşmasında Kuzey ve Doğu Suriye yönetimine bağlı, DAİŞ'ten kurtarılan ve halkların yaşadığı kentlerde "teröristleri temizlemek" için destek istedi.
 
Erdoğan, sarf ettiği “Hedefimiz Münbiç’ten başlayarak Irak sınırına kadar olan Suriye topraklarının tamamını teröristlerden temizlemektir. Buradan tüm tarafları, Suriye’de adil ve sürdürülebilir çözüm arayışlarına yapıcı bir anlayışla destek olmaya davet ediyorum” sözleriyle, dünya "terör listesinde" bulunan El Nusra ve Ehrar El-Şam denetimindeki İdlib'i gündemden düşürmek istedi. Erdoğan, bu çabasıyla hem iç siyasette hem dış siyasette rol biçtiği selefi grupların tasfiyesini engellemeyi hedefliyor. 
 
İDLİB'TEKİLER ‘SİVİL’ DİĞERLERİ ‘TERÖRİST'
 
Rusya’nın ajandasıyla şimdilik ertelenen İdlib operasyonunun yapılmasını en fazla Suriye ve İran istiyor. Rejim, kontrolündeki toprakları genişletme arayışındayken, İran da başta Nubul ve Zehra ilçeleri olmak üzere Şia bölgelerini güvenceye almayı amaçlıyor. Erdoğan ise Kuzey Suriye’ye yönelik "müdahale" söylemiyle İdlib gündemini soğutma arayışında. “İdlib'i bırakın siviller var, teröristler yok. Fırat’ın doğusuna bakın” diyerek İdlib operasyonunu soğutmaya çalışan Erdoğan, “Terörist var” söylemiyle Kuzey Suriye güçlerini işaret ederek, Suriye’de kalıcı olma hevesini sürdürüyor.
 
ABD'NİN GÜNDEMİ BAŞKA 
 
Kuzey Suriye’ye dönük operasyon için asıl desteği Rusya'dan bekleyen Erdoğan, bu niyetini Amerikan Foreign Policy dergisine yazdığı makaleyle gösterip, batılı güçlere göz kırparak Rusya’ya mesaj vermiş oldu. Ancak Türkiye ve Erdoğan’ın, Fırat’ın doğusuna yönelik pratikleştirmek istediği operasyon ABD'nin gündeminde bile yok. ABD Savunma Bakanı, bunu "ABD bölgesel ordu kuruluncaya kadar Suriye’de kalacak" diyerek gösterdi.
 
Bu açıklamadan ABD'nin Suriye’deki varlığını Fırat’ın doğusunda bölgesel bir ordu kurma ve İran'ın ülkedeki etkisini bitirmeye endekslediği anlaşılıyor. Her iki hedefin de uzun vadeli olduğu aşikar. ABD’nin bu projesini gerçekleştirmek için başta Kürtler olmak üzere Kuzey Suriye’deki güçlere ihtiyacı olduğu sahanın diğer bir gerçekliği. 
 
ŞAM-KUZEY SURİYE GÖRÜŞMESİ 
 
Küresel siyasette bunlar yaşanırken, Qamişlo'daki kısa süreli çatışmaya rağmen Şam yönetimi ile Kuzey Suriye yönetimi arasındaki görüşmeler devam ediyor. Yine Şam yönetiminin Kuzey Suriye yönetimi ile görüşmesine hem Rusya’nın hem de ABD’nin onay verdiği ve teşvik ettiği ifade ediliyor.  
 
MA / Erdoğan Altan