Saruhan Oluç: Yasanın uygulanmasında Sayın Öcalan'ın rolü olacak

Paylaş:

ANKARA - “Kök yasa”yla birlikte sürecin kurumsallaşacağını ve Abdullah Öcalan’ın ve sekreteryanın pozisyonunun tanımlanacağını belirten DEM Parti’li Saruhan Oluç, çıkması beklenen yasanın uygulanmasında Abdullah Öcalan'ın rolünün olacağını belirtti. 

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlıkları süren çerçeve yasaya ilişkin beklentiler kamuoyundaki yerini koruyor. Meclis’te yürütülen temaslar ve değerlendirmelerin ardından beklenti hali canlılığını korurken, çerçeve yasaya ilişkin henüz somut bir adım atılmış değil.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, çerçeve yasa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
Oluç, söz konusu yasanın uzun ve çok maddeli bir yasa olmayacağını belirtti. Yasanın demokratikleşme yasası açısından ön açıcı bir yasa olacağını ifade eden Oluç, çıkacak olan yasanın ardından yapılacak düzenlemeler konusunda da hız kazanılacağı beklentisinde olduklarına işaret etti.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın söz konusu yasayı demokratikleşme adımlarına gidilirken bir “kök yasa” olarak değerlendirdiğini belirten Oluç, "Sayın Öcalan çok gerçekçi bir tanımlama yapıyor. Şimdi bu kök yasanın ya da çerçeve yasanın bir an evvel çıkması gerekiyor. Sayın Öcalan da son İmralı görüşmesinde neden hızlı olması gerektiğine dair belirlemelerini yaptı. Birincisi Türkiye'nin içinde bulunduğu süreç, toplumsal kutuplaşma (ki bunun artması aslında sürecin gelişmesi açısından olumlu değil) Sayın Öcalan bunu görüyor. İkincisi Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler. Özellikle İran, İsrail, ABD savaşı ve bunun yarattığı sonuçlar. Bir durulma olsa da savaşın nereye doğru gelişeceği belli değil. Dolayısıyla yaşanan gelişmeler, süreci tümden etkileyen konular haline geliyor. Dolayısıyla Sayın Öcalan hızlı bir şekilde bu yasanın çıkması gerektiğini söylüyor" dedi. 
 
TAKVİM MESELESİ
 
Abdullah Öcalan'ın Meclis'in tatile girmeden önce yasanın çıkarılması gerektiği vurgusuna dikkat çeken Oluç, "Bizim de ısrarla üzerinde durduğumuz konuların başında bu mesele var. Şimdi bu yasanın çerçevesi açısından baktığımızda ise birinci önemli konu; Çatışmalı sürecin 40 yıllık bir süreç olması ve yasanın çatışmalı süreci sonlandırılacağı beklentisidir. Bu yasa, çatışmalı süreçlerin yarattığı hasarları ortadan kaldıracak ve buna imkan tanıyacak bir yasa olması gerekiyor. Dolayısıyla hasarların onarılması gerekiyor. Yasanın temel niteliğine bu açıdan bakmak gerekiyor. Bu nedenle yasa bütünlüklü olmalı, kimseyi dışarıda bırakmamalı, kapsayıcı olmalı ve hakikaten hasarları onaracak özellikler taşımalı" diye belirtti.
 
SEKRETERYANIN KONUMU 
 
Çıkarılacak yasanın içerisinde Abdullah Öcalan ve sekreteryasının da konumunun belirlenmesi gerektiğini söyleyen Oluç, "Şöyle bakamayız: 'Yasa çıktı, her şey bitti' diyemeyiz. Şimdi yasa çıkacak, çıktığı zaman bu yasanın uygulanması başlayacak. Yasanın uygulanması süreci kısa bir sürede olup bitecek bir şey değil. Çünkü orada da epey bir zamana ihtiyaç olacak, uygulama açısından baktığımızda. Dolayısıyla hem Sayın Öcalan'ın, hem de sekreteryanın pozisyonunun tanımlanması, konumunun ne olduğu, işlevinin ne olduğunun anlatılması gerekir. Bu konunun yasa açısından baktığımızda da önem taşıdığı ortada. Çünkü Sayın Öcalan'ın yasanın uygulanmasında rolleri olacak" diye konuştu.
 
'UYGULANMA AŞAMASI İZLENMELİ’ 
 
Yasaya dair bir diğer konunun ise sürecin kurumsallaşması olduğunu belirten Oluç, "Yine bu söylediğimle bağlantılı olarak, yasa çıktı diyelim silahların bırakılması meselesi ile ilgili bir takibe, bir düzenlemeye ihtiyaç var. Silahlarını bırakmış olanların hangi yollarla nasıl gelecekleri, gelmek isteyenlerin, geldiklerinde nasıl bir durumla karşı karşıya kalacakları gibi birçok konu var. Bütün bunların izlenmesi ve denetlenmesi gerekiyor. Bunu yapacak kurullara ihtiyaç var. Dolayısıyla yasanın kendisi; çerçeve yasanın kendisi kurullar ve bu yasanın niteliği, onarıcı olması yenilenmeye imkan sağlaması, aynı zamanda konunun birinci dereceden muhataplarının işlevlerinin tanımlanması açısından çok önemli bir konu. Bu çerçevede esas itibariyle Sayın Öcalan'ın önerileri var. Bu önerileri de elbette ki heyetten dinledik ve o öneriler çerçevesinde de çalışmalarımızı yapıyoruz.  İktidarla muhalefetle yasanın şekillenmesi açısından bu değerlendirmeleri de aklımızda bulundurarak çeşitli görüşmeler yapıyoruz. Sanıyorum kısa bir zaman içinde bunları tamamlamış oluruz" diye konuştu. 
 
'ÖN GÖRÜŞMELERİ ÇOK ÖNEMLİ BULUYORUZ'
 
Söz konusu yasanın Meclis Komisyonu'nun hazırladığı raporun 6'ncı bölümündeki yasa önerisi olduğunu belirten Oluç, "Şimdi o komisyon raporuna evet demiş olan bütün partiler bu çerçeve yasanın çıkmasını onaylamış oldular. Geldiğimiz aşamada ise onun içeriğini konuşuyoruz. Onlarla yaptığımız bu ön görüşmelerin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yani ön görüşmelerde yapılan istişareler ve müzakerelerde bir noktaya gelinirse, bir ön mutabakat sağlanırsa eğer, bütün partilerle hem iktidar hem muhalefet, o zaman yasanın Meclis'ten çıkması hem komisyonlar hem de genel kurul açısından baktığımızda çok kolaylaşmış olur. Bu ön mutabakat onun için çok önemli ve bu o yüzden de bu ön görüşmeleri çok önemli buluyoruz. Bu ön görüşmelerde de önerilerimizi paylaşmak ve elbette ki onların önerilerini değerlendirmek dinlemek ve nasıl bir zeminde mutabakatın oluşacağına dair bir taslak oluşturabilmek önemli. Zaman zaman kamuoyunda konuşuluyor; Elimizde bir taslak var da onu konuşuyor muşuz gibi yansıtılıyor. İktidarın sanki bize sunmuş olduğu öyle bir şey yok. Fakat dediğim gibi değerlendirmeler var. Yine Sayın Öcalan'ın da değerlendirmeleri var" dedi.
 
'FARKLILIKLAR VAR'
 
Tartışılan yasanın en fazla 10 maddeden oluşabileceğine dikkat çeken Oluç, yasanın kısa olsa da net olması gerektiğini ve muğlaklıkların yasada yer almaması gerektiğini söyledi. Yasanın nasıl uygulanacağı, kimler için geçerli olacağı, hangi süre zarfında geçerli olacağı ve bu uygulama adımlarının neler olacağı gibi konuların netleşmesi gerektiğine de dikkat çeken Oluç, "Biz de muğlaklığın olmaması için mücadele ediyoruz. Takvim konusunda ise tarih vermek mümkün değil fakat biz de Meclis kapanmadan bu yasanın çıkması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle görüşmeleri hızlandırdık. Şu ana kadar çok büyük sorunlar görünmüyor. Elbette ki bazı konularda farklılıklar var ve bunlar tartışılacak. Ancak bu konularda bir mutabakat sağlanırsa, yasanın Meclis'ten çıkacağı süre çok kısadır. Yani iki günde Meclis'ten geçer. Önce Adalet Komisyonu'ndan geçer. Sonra en fazla iki üç günde Meclis Genel Kurulu'ndan geçer. Dolayısıyla çok büyük sorun yaşanmaz" diye konuştu.
 
'KURULLARIN YAPACAĞI İŞ ÖNEMLİ'
 
Taslağın ardından sürecin izlenmesi açısından bazı kurulların kurulabileceğini de belirten Oluç, devamla şunları kaydetti: "Bu kurulların içinde, sivil toplum kuruluşları olabilir, bir takım devlet kurumları olabilir, olursa siyasi parti temsilcileri olabilir. Hatta bunun yanında belki birkaç kurula ihtiyaç olabilir. Bunlar geçici kurullar nihayetinde ama bu yasanın uygulanmasını sağlamak için bu tür kurullara ihtiyaç var. Yoksa iş ortada kalır ve yürümez. Yani çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kalınır. Ayrıca bu kurulların adı önemli değil yapacakları iş önemli esas itibariyle. Sanıyorum bu konuda da bazı adımlar atılacaktır. Dolayısıyla bu açıdan kurullara ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
 
İLETİŞİM KOŞULLARI ÇOK ÖNEMLİ
 
Bunu sağlayacak olan kurulların da elbette ki Sayın Öcalan ile de iletişim içinde olması gerekir. Yine kendi örgütüyle iletişim içinde olması gerekir. Bu iletişim olacak ki bütün bu süreç sağlıklı bir şekilde ilerleyecek. Bu açıdan iletişim meselesi çok önemli gerçekten. İletişimi meselesinin iki yanı var; Bir tanesi tabii ki kendi örgütüyle kurulacağı ilişkidir.  Çünkü bir süreç yaşanıyor ve bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için sürecin baş müzakerecisi hem konunun içeriği bakımından hem de işleyişi bakımından kendi örgütüyle sağlıklı bir iletişim imkanına sahip olmalıdır. İkincisi ise bir toplumsal bir mesele yaşanıyor sonuç olarak. Biz hani barışın toplumsallaşması vesaire gibi konuları konuşuyoruz, bu konunun bu sürecin baş müzakerecisi olan kişinin toplumun çeşitli kesimleriyle bir ilişki içinde olması bu açıdan çok önemli. İşte gazeteciler olur, yazarlar olur, aydınlar olur, çeşitli sivil toplum kuruluşları olur, barolar olur. Yani bu tür kurumların temsilcileriyle buluşabilmesi, konuşabilmesi, onların sorularını yanıtlaması ve kendi önerilerini anlatmasının da çok önemli olduğunu düşünüyoruz."
 
MA / Ömer Güngör