'Özel savaş cezasızlık politikasıyla yaygınlaşıyor'
DÊRSIM - Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi'nden Şükran Demir, Kürdistan'da yürütülen özel savaş politikalarının cezasızlıkla yaygınlaştığına işaret ederek, buna karşı örgütlü mücadelenin şart olduğunu belirtti.
Kürdistan kentlerinde özel savaş politikaları sonucu kadınlar kaybediliyor ve katlediliyor. Bunun en bariz örneği ise, Dêrsim’de asker, polis ve devlet gücünü arkasına alan yapıların işlediği Gülistan Doku olayı. 6 yıl sonra açılan soruşturmayla bu ağ ortaya çıkarken, yaşananlar yargı gücünü arkasına alan kesimlerin bu olayları örtbas edebildiğini gözler önüne serdi. Gülistan Doku özelinde işlenen özel savaş politikalarını Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi'nden Selin Topbaş ve Şükran Demir, değerlendirdi.
Kürdistan'da kadınlara dönük özel savaş politikalarına değinen Selin Topbaş, "Kadınlara dönük doğrudan bu çeteleşmiş patriyarkal şiddetin son bulabilmesi için esas sorumluların yargılanması gerekiyor. Ve bu sorumlular aslında gücünü devletin cezasızlık politikasından alıyor. Kürt illerinde bu kadar pervasızca cezasız bırakılan bu suç şebekeleri aslında Türkiye'nin her yerine yayılıyor. İşte biz bunu Ayşe Tokyaz'ın cinayetinde, Dina davasında gördük" dedi.
'DEVLET YETKİLİLERİNİ YARGILAMAKTAN İMTİNA EDİYOR'
2020 yılında kaybettirilen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku davasının etkin bir şekilde soruşturulmadığına söyleyen Selin Topbaş, kamu çalışanları ve kolluk görevlilerinin Dêrsim'de gündelik hayatı nasıl yaşanmaz kıldıklarına dikkat çekti. Selin Topbaş, "Türkiye'de genel olarak çok ciddi bir kadın katliamı süreci var. Hani buna artma azalma olarak ifade etmektense aslında devletin ısrarla patriyarkayı güçlendirdiği, devletin şiddet mekanizmalarını çalıştırmadığı, şiddet mekanizmalarına başvuran kadınların bizzat burada çalışan kamu görevlilerince tekrar şiddete uğradığı, tacize uğradığı, hatta cinsel şiddete maruz kaldığı süreçler görüyoruz. Devlet kadına dönük şiddeti önlemek yerine kadınları koruyan yasalarla uğraşıyor, bütün kurumlarıyla suça bulaşmış yetkililerini yargılamaktan imtina ediyor" ifadelerine yer verdi.
Savaşın patriyarkayı körüklediğini ifade eden Selin Topbaş, güvenlikçi politikalarla kadınların özgürlüklerinden, mücadelelerinden ve taleplerinden uzaklaştırıldığını dile getirerek, "Özgürleşen kadınların, üniversiteye giden, sokaklarda olan kadınların bir şekilde direnişten uzaklaşması için aslında boyun eğen, makbul kadın olan bir kadın profilini çizmek ve kadınlar üzerinde baskı kurabilmek için aslında patriyarkal silah olarak kullanıyor. Kadınlar olarak Türkiye'nin dört bir yanında hem barış mücadelemizi hem de bu barış mücadelesinin aslında erkek egemen sisteme karşı bir mücadelenin bir ayağı olduğunu hatırlatmak için her yerde mücadeleyi sürdüreceğiz" diye belirtti.
'ÖZEL SAVAŞ CEZASIZLIK POLİTİKASIYLA YAYGINLAŞIYOR'
Gülistan Doku davasını anımsatan Şükran Demir ise Kürdistan illerinde özel savaş politikasının özellikle de üniversitelerde öğrenciler üzerinde yürütüldüğüne işaret etti. Şükran Demir, "Bu üniversitelerde kurulan şebeke ağlarıyla özellikle polislerin de dahil olduğu, öğrencilerin bir şekilde fuhuşa sürüklendiği gerçekliği var. Savaş alanında kadınlara yönelik politikaların ekstra ve farklı bir yerden var edildiğini de biliyoruz. Özellikle 2016'dan sonraki süreç boyunca öğrencilerin kentle ya da sosyalist yapılarla bağlarının olabildiğince zayıflatılması, öğrencilerin örgütlenme alanlarının kısıtlandırılarak genelde belli başlı ağların içine çekildiğini görüyoruz. Aslında bizim özel savaş politikasından kastımız özellikle güvenlik güçlerinin sivil alana girmesi ve bu sivil alan çevresinde de suç işlemesi. Tabii ki bu günün sonunda cezasızlık politikalarıyla daha da yaygınlaşıyor ve bir şekilde güçleniyor. Biz aslında Gülistan Doku davasında da bunu gördük" ifadelerini kullandı.
'TOPYEKÜN BİR MÜCADELE'
Gülistan Doku davasında sorumluların gereken cezayı almamasının özel savaş politikasından bağımsız ele alınamayacağını söyleyen Şükran Demir, "Çünkü bunlar bir şekilde yargı alanında, polislerin bulunduğu alanda, okulun kendi yönetim alanında ya da bir hastane alanında birbirini var eden bir ağ gibi. Şimdi biz buna karşı mücadele verirken aslında kadınlara ve topluma genel bir çağrı da yapmak gerekiyor. Tamamının engellenmesi gerçekten örgütlü bir güçle sağlanır. Bu yüzden de kadın dayanışmasını, kadın mücadelesini ve toplumun topyekün olarak bütün bu olup bitenlere karşı ses çıkarması noktasını son derece önemsiyoruz" dedi.
MA / Uğurcan Boztaş