Psikiyatrist Özden Polatöz: Güzellik baskısı psikolojik çıkmaza sürüklüyor

Paylaş:

ADANA - "Güzellik" sektörünün birey üzerinde yarattığı sorunlara değinen Psikiyatri Uzmanı Özden Polatöz, "Güzellik ve gençlik ideali bireysel bir mesele değil, psikolojik ve sosyolojik boyutları olan yapısal bir sorundur. Çözüm de kolektif sorumluluk gerektirmektedir" dedi.

İnsan ve özellikle kadın bedeni, kapitalizmin metalaştırma yapıları içerisinde en belirgin ve zirve noktalarından biri olmakta. Özellikle 21. yüzyıldaki en belirgin toplumsal ve psikolojik baskılarından biri olarak kadınların dış görünüşlerine yönelik dayatılan "güzellik standartları" ve bu standartlara ulaşma zorunluluğu,  estetik kaygının ötesine geçerek sağlık, yaşam tarzı ve psikolojik sorunlardan biri haline geldi. Uzmanlar, sürekli değişen güzellik standartlarının bireylerde yetersizlik hissini canlı tutarak, tüketim döngüsünü beslediğini ve bu durumun artık bireysel değil, toplumsal bir sorun haline geldiğini vurguluyor.
 
Var olan baskının sadece estetik tercihlerle sınırlı kalmadığını; psikolojik, sosyolojik ve ekonomik boyutları olan yapısal bir sorun olduğuna işaret eden uzmanlara göre, bireyin sadece daha güzel görünmek için değil, toplumda daha görünür olmak, kabul görmek ve değerli hissetmek için güzellik normlarına yöneliyor. Bu durum özellikle gençler arasında yoğun bir karşılaştırma kültürünü besliyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Psikiyatri Birliği verilerine göre, ergenlik döneminde beden algısına yönelik memnuniyetsizlik, ruh sağlığı sorunlarının en önemli tetikleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor.
 
 
SANAL MEDYANIN ETKİSİ
 
Uzman raporları, sanal medyada yoğun vakit geçiren gençlerde beden memnuniyetsizliği riskinin belirgin biçimde arttığını belirtirken, idealize edilmiş yaşam sunumları gerçekçi olmayan beklentiler yaratıyor. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından yayımlanan sanal yaşam raporlarında, gençlerin önemli bir bölümünün kendisini “yetersiz” hissettiği belirtiliyor. Uzmanlara göre, son yıllarda daha sık karşılaşılan psikolojik sorunlardan biri Vücut Dismorfik Bozukluk. Kişinin bedeninin belirli bölümlerine odaklanarak yoğun memnuniyetsizlik yaşamasıyla tanımlanan bu rahatsızlık, özellikle ergen ve genç yetişkinler arasında yaygınlaşıyor. Amerikan Psikoloji Derneği raporlarına göre, bu bozukluk estetik müdahale taleplerinin artışıyla da doğrudan ilişkili.
 
VÜCUT DİSMORFİK BOZUKLUĞU 
 
Moda, kozmetik ve estetik cerrahi sektörleri, sürekli değişen güzellik standartları üzerinden tüketimi canlı tutuyor. Küresel pazar analizleri, güzellik ve bakım sektörünün her yıl büyümeye devam ettiğini, bu büyümenin önemli ölçüde genç tüketiciler üzerinden gerçekleştiğini gösteriyor. Araştırmalar, ergenlik döneminde yoğun güzellik baskısına maruz kalan gençlerde, düşük benlik saygısı, yeme bozuklukları, sosyal kaygı ve uzun vadeli özgüven problemlerinin daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Araştırmalara göre, ergenlerin yaklaşık yüzde 70’i dış görünüşünden memnun olmadığını belirtirken, her 3 gençten 1’i sanal medyada dayatılan beden ve güzellik standartları nedeniyle kendini yetersiz hissediyor. Son 10 yılda “Vücut Dismorfik Bozukluk” vakaları iki katına çıkarken, estetik müdahalelere başvuranların yüzde 40’tan fazlasını 18-30 yaş grubu oluşturuyor. Günde 3 saatten fazla sanal medya kullanan gençlerde beden memnuniyetsizliği riski yüzde 60’a kadar yükseliyor. Yeme bozukluklarının görülme yaşı ise 12-13’e kadar düşmüş durumda. Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) ve UNICEF verileri, ruh sağlığı sorunlarının görülme yaşının giderek düştüğüne işaret ediyor.
 
Adana Tabip Odası Başkanı Psikiyatri Uzmanı Dr. Özden Polatöz, duruma dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
STANDARTLAR VE DEĞİŞEN TÜKETİM 
 
Güzellik ve gençlik idealinin bireysel bir mesele olarak ele alınamayacağını belirten Özden Polatöz, “Güzellik ve gençlik idealini yalnızca fiziksel görünme isteğiyle açıklamak yeterli değildir. Bu olgu; bireylerin toplumsal kabul görme, aidiyet hissetme, statü kazanma ve başarılı olma ihtiyaçlarıyla yakından ilişkilidir. Dolayısıyla hem psikolojik hem de sosyolojik boyutları olan çok katmanlı bir süreçten söz etmek gerekir. İnsanlar çoğu zaman sadece daha güzel görünmek için değil, toplumda daha görünür, daha kabul edilir ve daha değerli hissedebilmek için bu yönelimi benimser. Bu durum bireysel bir tercihten çok, toplumsal olarak inşa edilen beklentilerin sonucudur. Bu sürecin merkezinde, ekonomik hedefler doğrultusunda sürekli büyüyen güzellik endüstrisi yer almaktadır. Moda, kozmetik, estetik cerrahi ve bakım ürünleri gibi alanlar, tüketimi canlı tutmak için trendleri sürekli yenileyen bir sistem içinde çalışmaktadır. Bu da güzellik standartlarının sabit değil, sürekli değişen ve tüketimi teşvik eden bir yapıya dönüşmesine neden olmaktadır. Bu durum tesadüf değildir" diye belirtti. 
 
YETERSİZLİK HİSSİ 
 
Küreselleşme, reklam teknolojilerinin gelişmesi ve sanal iletişim araçlarının yaygınlaşmasının güzellik endüstrisinin görünürlüğünü katlayarak artırdığını söyleyen Özden Polatöz, “Sürekli güncellenen standartlar, bireylerde yetersiz kalma hissini canlı tutmakta ve tüketim döngüsünü beslemektedir. Sosyal medya ise bu sürecin en etkili araçlarından biridir. Filtreler, düzenlenmiş fotoğraflar ve idealize edilmiş yaşam sunumları, gerçekçi olmayan beklentiler yaratmaktadır. Bu durum bireylerin kendi bedenleri ve görünümleri hakkında daha eleştirel ve memnuniyetsiz hissetmelerine yol açmaktadır. Özellikle ergenlik dönemi, kimlik gelişiminin en hassas aşamasıdır. Bu dönemde yoğun güzellik baskısına maruz kalmak; düşük benlik saygısı, beden algı bozuklukları, yeme bozuklukları ve sosyal kaygı gibi psikolojik sorunların artmasına neden olabilmektedir. Sürekli karşılaştırma kültürü, gençlerin kendilerini değerli hissetmelerini zorlaştırarak, uzun vadede özgüven problemlerine yol açmaktadır. Bu süreç, zamanla güzellik takıntısına dönüşebilmektedir. Toplumda statü kazanma, farklı görünme gibi duygular kışkırtılmakta; bu da bireyler üzerinde ciddi bir toplumsal uyum baskısı oluşturmaktadır. İnsanlar birbirleriyle etkileşime girdikçe, başkalarının görünümü kendi beden algılarını etkilemekte ve yetersizlik hissi yaygınlaşmaktadır” ifadelerini kullandı. 
 
‘POLİTİK YÖNÜ BULUNMAKTADIR’
 
Daha önce nadir görülen bazı psikolojik vakaların son yıllarda belirgin biçimde arttığının gözlemlendiğini vurgulayan Özden Polatöz, bunların başında, kişinin bedenine yönelik yoğun memnuniyetsizlik yaşadığı “vücut dismorfik bozukluğu” geldiğine dikkati çekerek, ekledi: "Burnunu, gözünü ya da ikincil cinsel özelliklerini beğenmeme gibi takıntılı düşünceler, özellikle gençler arasında yaygınlaşmaktadır. Bu durum, ergenlerin kişilik gelişimini olumsuz etkileyebilecek boyutlara ulaşabilmektedir. Bu olgunun yaygınlaşması yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamaz; aynı zamanda ekonomik ve politik bir yönü de bulunmaktadır. Güzellik standartlarının sürekli değişmesi, yeni ürünlerin pazarlanmasını zorunlu kılmakta ve sektörü büyüten bir mekanizma yaratmaktadır. Bu anlamda güzellik takıntısı bilinçli biçimde kışkırtılmakta ve endüstri bu sayede genişlemektedir.”
 
ÇÖZÜM EĞİTİM
 
"Çözümün en önemli adımlarından biri dijital ve sosyal medya okuryazarlığının yaygınlaştırılmasıdır" diyen Özden Polatöz, "Gençlerin sosyal medyayı eleştirel bir bakışla değerlendirebilmeleri için eğitime öncelik verilmelidir. Ailelere de bu noktada önemli sorumluluklar düşmektedir. Anne babaların öncelikle kendilerinin sosyal medya konusunda bilinçlenmeleri, ardından çocuklarıyla birlikte kullanım kuralları belirlemeleri gerekmektedir. Günlük sosyal medya kullanım süresinin sınırlandırılması ve yüz yüze sosyal etkileşimlerin artırılması, bu baskının azaltılmasında etkili olabilir. Sonuç olarak güzellik ve gençlik ideali, bireysel bir mesele değil; psikolojik, sosyolojik ve ekonomik boyutları olan yapısal bir sorundur. Bu nedenle çözüm de bireysel çabaların ötesinde, toplumsal bilinçlenme ve kolektif sorumluluk gerektirmektedir" dedi.  
 
MA / Hamdullah Yağız Kesen
 
 
İlgili Haberler
Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek: Hawtemal
Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek: Hawtemal

Dêrsim’de Aleviler, Hawtemal/Heftemal geleneğiyle doğanın ve yaşamın yeniden doğuşunu kutluyor. DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, “Heftemal ateşin sırrına varmaktır, kimliktir” dedi.

'Kentler engelliler için erişilebilir değil'
'Kentler engelliler için erişilebilir değil'

Bedensel Engelliler Spor Kulübü Başkanı Hanefi Baykara, Wan'da işgal edilen kaldırımların engeller için sorun yarattığını belirterek, kentlerin engelliler için erişebilir olmadığını söyledi.

Kalkan: Rojhilat halkının yanındayız, Kürtler hiçbir gücün askeri değil
Kalkan: Rojhilat halkının yanındayız, Kürtler hiçbir gücün askeri değil

İran’a yönelik savaşın ardından yaşanan gelişmeleri değerlendiren Duran Kalkan, Kürt hareketinin Rojhilat halkının yanında olduğunu belirtti. Kürtlerin hiçbir gücün askeri, çıkar aracı olacak durumda olmadığını ifade eden Kalkan, halkın olası saldırılar karşısında kendini koruma pozisyonu geliştirmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Tahran’da savaş günlükleri: Yarın sabah bize ne olacak?
Tahran’da savaş günlükleri: Yarın sabah bize ne olacak?

İran’daki savaş tanıklığını günlüğe dönüştüren Golshan Fathi, “Savaş sadece patlamaların sesi değildir. Bazen korkmamaya çalışan bir annenin nefes alışının sesi…Her gün yazdıktan sonra, savaşın ne olduğunu anlıyorum” diyor.

Yüreğir Devlet Hastanesi'nde sağlıkta şiddet
Yüreğir Devlet Hastanesi'nde sağlıkta şiddet

Adana'da hayatını kaybeden hastanın yakınları sağlık çalışanlarına saldırmasına tepki gösteren sağlıkçılar, sağlıkta şiddetin önlenmesi için yıllardır dile getirdikleri caydırıcı yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istedi.