Törende silahını yakan Nedim Seven: Adım atılsaydı şimdi demokratik siyaset yapıyor olurduk
HABER MERKEZİ - Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ivme kazanması amacıyla silahlarını yakan 30 kişilik grupta yer alan Nedim Seven, “Türkiye aradan geçen bir yılda adım atmış olsaydı şimdi Amed ve Ankara’da demokratik siyaset yapıyor olurduk” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla başlayan sürece ivme kazandırmak amacıyla 11 Temmuz 2025’te silahlarını bir tören ile imha eden 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum Grubu içinde yer alan Nedim Seven, silahları yakma töreninin yıl dönümüne dair Ajansa Welat muhabiri Nedim Oruç’un sorularını cevapladı.
Aradan geçen bir yılda devletin adım atmamasına değinen Seven, ciddi adımlar atılmış olsaydı şimdi Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun Amed, Dêrsim, Ankara ve İstanbul’da demokratik siyaset yapıyor olacağını kaydetti. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat 2025 tarihinde yapılan tarihi çağrıyı hatırlatan Seven, devamında Özgürlük Hareketi’nin attığı adımları sıraladı. Aradan geçen zamanda devletin sürece dair bir pozitif barış dili inşa edemediğini belirten Seven, “Evet ilk defa Meclis’te bir komisyon kuruldu. Sürece yüzde 70-80 dolaylarında bir destek var ancak devletin süreci anlamlandırmasında hala sorunlar var. Hala mesele dar ele alınıyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş hala ‘Terörsüz Türkiye’, ‘Terörsüz bölge’ gibi kavramlar kullanıyor. Yüz yılı bulan bir sorun var ortada. Bu sorun Kürt halkının kimliği, kültürü, dii, Kürdistan’ın tanımlanması sorunudur. Bu kullanılan dil ile çözüm olmaz. Bu dilin bir an önce değiştirilmesi gerek” dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın baş muhatap olduğunun altını çizen Seven, “Apocu Hareket tarihi önemli adımlar attı. Ancak Türkiye buna karşı çok küçük adımlar attı. Apocu Hareket ciddi, korkusuz ve stratejik adımlar atarken Türkiye kaplumbağa hızında ilerliyor. Atacakları adımları çok erteliyorlar. Çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar” dedi. Dünyada silah yakma törenini bir benzerinin olmadığını vurgulayan Seven, devamında şunları söyledi; “Bu töre bizim kararlılığımızı, ciddiyetimizi, duygularımızı, bağlılığımızı gösterdi. Biz hala bu hattayız, hala Önder Apo’nun stratejik hamlesine bağlıyız. Buna karşı devletin attığı adımlar çok yavaş. Ancak komisyonun kurulması, Önderliği muhatap alması önemli.”
‘ORTADOĞU’YU ETKİLEYECEK BİR ÇÖZÜM’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı tarihi çağrının ardından devletin atmadığı ancak atması gereken somut adımlara dair Seven şunları söyledi; “Önder Apo’nun özgürlüğü, güvenliği ve sağlığı güvence altına alınmalıydı. Önder Apo’nun baş müzakereci olduğu PKK’nin 12’nci kongresinde vurgulandı. Bu karar ile Önder Apo’nun hepimizi temsil ettiği mesajı verildi. Önder Apo 27 yıllık tecrit koşullarında nasıl bir müzakere yürütecek? Şimdiye kadar Önder Apo’nun özgür yaşar ve çalışır koşullarının düzenlenmesi gerekiyordu. Biz bunlar için özgürlük yasaları diyoruz. Özgürlük yasaları Önder Apo ile başlar. Devlet Bahçeli, Önder Apo’nun statüsü netleşmeli diyor ancak sözde var, pratikte yok.”
Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanmadan sürecin sağlıklı ilerleyemeyeceğine dikkati çeken Seven, “45 günde bir, iki ayda bir Önder Apo ile görüşerek süreç nasıl ilerletilecek? Yüzyıllara yayılan bir sorundan bahsediyoruz. Ortadoğu’nun hepsini etkileyecek bir çözüm. 47 gündür Önder Apo ile görüşme olmuyor. Bu şartlarda demokratik siyaset olmaz. Önderlik 24 saat özgür olmalı ve istediği herkes ile görüşebilmeli. Bu olmadan süreç ilerlemez” dedi.
‘ELİMİZE ULAŞAN BİR ŞEY YOK’
Meclis’te süreç kapsamında çıkması beklenen yasal düzenlemelere değinen Seven, “Yaklaşık 45 gündür Türkiye televizyonları çerçeve kanunlardan bahsediyor, çıktı çıkacak diyorlar. Meclis kapanmadan Meclis’e gelecek diyorlar. Bunu hep kendi aralarında konuşuyorlar. Bu yasal düzenlemelerin bir muhatabı da biz değil miyiz? Ancak şimdiye kadar elimize bir şey ulaşmadı. 25 Mayıs’tan bu yana Önder Apo’nun herhangi bir değerlendirmesi elimize ulaşmadı. 25 Mayıs’tan sonra kimlerin Önderlik ile görüştüğünü bilmiyoruz. Kendileri çalıp oyuyor ve ‘süreci ilerleteceğiz’ diyorlar. Yasal düzenlemelerin adı ne olursa olsun muhatapları ile paylaşılmaları gerekiyor. Meclis kapanmadan çıkacaklar deniliyor. Ancak bizim içeriğinde ne olduğunu bilmemiz gerek. Bilmediğimiz bir şeyi nasıl değerlendireceğiz? Bunu nasıl kabul ederiz? Kürdistan dağlarında binlerce güç var. Binlerce ilişkide olan var. Kürdistan ve Türkiye’de yurt dışında on binlerce kişi var. Bunların hepsini işin içine katmadan nasıl bir çözüm gelecek?” diye sordu.
‘MİLYONLAR OLURUZ’
Silahlarını yakan Barış ve Demokratik Toplum Süreci Grubu’nun uzattığı elin bir yıldır yukarıda kaldığına değinen Seven, “Elimizin yukarıda bırakılması ile bize ‘Gidin silahlarınızı alın’ deniliyor. Bir yıldır demokratik siyaset koşullarının oluşturulması, yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz. Bunun olması dışında bir seçeneğimiz yok. Kardeşlik elini uzatıyoruz ancak havada kalıyor. Demokratik siyasetin önü açılmaz ise Kürdistan dağlarında on binler milyonlar olur” dedi. Barış ve Demokratik Toplum Grubu’nun bir yıldır Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu ile kendisini örgütlediğini söyleyen Seven, Demokratik bir zihniyet çerçevesinde değişim ve dönüşümler yaşadık. Biz kendimizi hazırlıyoruz. Ancak bir çözüm yolu açılmaz ise kimse gelip zindana girmez. Geçmiş dönemde birçok çözüm ve barış grubu geldi ancak zindana atıldılar. Kimse bizden bunu yapmamızı beklemesin. Biz bir anda Cumhuriyetin tamamen değişmesini beklemiyoruz. Sonuna kadar Önder Apo’nun bize gösterdiği yolda yürüyeceğiz. AKP ve devlet yetkililerini ciddiyete davet ediyoruz. Ciddi adımların atılacağını umuyoruz. Kürt halkı ve dostlarının yüreği rahat olsun” şeklinde konuştu.