Mehabad ve Qadî Mihemed: Ne zaman urgan izinde güller bitecek!

img
HABER MERKEZİ - İran'ın tarihe damgasını vuran Kürt kentti Mehabad'ı gezerek, çektiği videolarla anlatan Gazeteci Abdurrahman Gök, mezarını ziyaret ettiği Mehabad Kürt Cumhuriyeti'nin kurucusu Qadî Mihemed için "Acaba ne zaman Qadî Mihemed’in vasiyeti yerine gelecek ve boynundaki urgan izinde güller bitecek!" dedi.
 
Kürt kentlerini ve tarihi yerlerini gezen, tarihe damgasını vuran şahsiyetlerin mezarlarını ziyaret eden Gazeteci Abdurrahman Gök, bu hafta İran'ın önemli Kürt kentlerinden olan Mehabad'ı ve Qadî Mihemed'i anlattı. 22 Ocak 1946'da kurulan ve 17 Ocak 1947'de İran rejimi tarafından yıkılan Mehabad Kürt Cumhuriyeti'nin kurucusu Qadî Mihemed'in mezarını ve Mahabad kentini çektiği videolarla anlatan Gök, "Acaba ne zaman Qadî Mihemed’in vasiyeti yerine gelecek ve boynundaki urgan izinde güller bitecek!" dedi. 
 
Gök, gezdiği Mehabad'ı ve Çarçira Meydanı'nda asılan Mehabad Kürt Cumhuriyeti'nin kurucusu Qadî Mihemed'i şöyle yazdı: 
 
Gidemediğimiz, göremediğimiz mekanları, 
eski ve günümüz seyyahlarının kalemlerinden okuruz evet.
Ve okuduğumuz metnin hiç bitmesini istemeyiz. 
Her satırda yeni şeyler öğreniriz hayretle, kimi zaman ağzımız açık şaşkınlıkla. 
Ya kişinin kendisinin seyyah olma çabası… 
Bence doyumsuz bir haz. 
Kuşkusuz gezdiğimiz gördüğümüz her mekan, her insan ruhumuzu, zihin dünyamızı zenginleştirir.
Ne sırtınızdaki yükünüz, ne de saatlerce yaptığınız yürüyüş umurunuzda oluyor. 
Ne ıslandığınız yağmur sonrası soğuk algınlığı, ne ayakkabınızın içinin su dolması,
ne burnunuzun akması ne de ciğerinizi paralayan öksürük nöbetlerinizi umursarsınız. 
Hepsiyle birlikte ön yargılarınızdan arınıyorsunuz ve tanıma eyleminin startını vermiş oluyorsunuz. 
Her tanıma meşakkatli olur tıpkı doğum gibi. 
Her tanıma insanın kendisini yeniden doğurması kadar zor ve bir o kadar kutsal.
İşte her bir kentinde bin yılların birikmişliğini ve halkların emeğiyle yoğrulan kültürünü içinde barındıran İran’a yolculuğum 
bezendiğim ön yargılar ve her gidişimde bu önyargılarımın yerle yeksan olduğu tanıma ve tanışmalarla geçti.
 
Hani kimi efsuni kentler vardır; Bağdat, Halep, Kahire, Beyrut, Kudüs, İsfahan, Şiraz, Nişabur, Diyarbakır, Mehabad, Hewraman, Horasan, Doğubayazıt gibi. 
Masallarda, şevbuhêrklerde anlatıcıların bizleri o daracık sokaklarında dolaştırdıkları, 
divanlarına konuk ettiği, 
toprak testilerinden su içirdiği, 
perili su mağaralarına indirdiği, 
meydanlarında özgürlük nutukları dinlettiği… 
İşte bu kentlerin herhangi birini ziyaret ettiğinizde anlatıcının kahramanı olduğunuzu sanıyorsunuz bir an 
ve o şevbuhêrklerde anlatılan sokaklarda ıslana ıslana dolaşmaya başladığınızı sanırsınız. 
Pazarlarda binbir çeşit meyve ve sebze satıcılarının bağırışlarıyla kendinizi tarihi İpekyolunu aylarca kateden kervanların mallarını kurduğu pazaryerlerinde sanırsınız. 
Ve o zaman tarih olursunuz, 
tarihin sayfalarında yol olursunuz, yolcu olursunuz. 
Han olursunuz, hancı olursunuz…
Bazı kentler vardır insan tekrar tekrar gitmek ister. 
Ve her dönüşünde muhakkak yeniden geleceğim der. 
Benim için Mehabad öyle bir kent.
Mehabad’a indiğim gibi Qadî Mihemed ve arkadaşlarının Mehabad Cumhuriyetini ilan ettiği 
ve 31 Mart 1947’de idam edildikleri Çarçira Meydanı’na gidiyorum. 
Her ne kadar ismi İslam Cumhuriyeti Meydanı diye değiştirilmiş olsa da her Mehabadlı Çarçira der. 
İşte bu meydanda Qadî Mihemed’in bir platformdan ellerini alnına doğru götürdüğü ve halka seslendiği fotoğraf karesi gözümün önünde canlanıyor. 
Çarçira’dan sonra Mehabad’a yolu düşen her kürdün yaptığı gibi ben de Qadî Mihemed ve iki yoldaşının türbesini ziyaret ediyorum. 
Ağır adımlarla evlerin arasından etrafı demir pervazlarla çevrili mezarlığa ulaşıyorum. 
Türbenin kapısı kilitli olduğu için ancak korunakların arkasından bakabiliyorum. Qadî’nin mezar taşına dokunamıyorum ve öpemiyorum 
Sadece dua ediyorum 
Qadî Mihemed, kardeşi Sedr Qadî ve kuzeni Mihemed Huseyn Xan Seyfî Qadî’nin mezarları yan yana duruyor. 
Qadî Mihemed’in sesinden her dinlediğimde tüylerimin diken diken olduğu Nadir Qadî’nin şiirini dinliyorum… 
Qadî Mihemed’in sesinden…
Hatırlıyorum ilkokulda hep sorulurdu
İki iki daha kaç eder?
Herkes bir anda yazardı 
Dört eder diye
Sadece benim hesabımda eksik çıkıyordu 
Bana göre; iki iki dört değil bir ederdi
Bana göre böyleydi; 
Diş, dil ve iki dudak 
Dört etmez zar (söz) eder 
Birlikte havar diler
Bana göre böyleydi; 
İki el ve iki ayak 
Dört etmez
Birlikte bir beden olur
Bana göre böyleydi; 
Mahalle, ev, sokak ve cadde 
Dört etmez kent eder
İçinde zengin de yaşar yoksul da
Bana göre böyleydi; 
Kök, damar, gövde ve yaprak 
Dört etmez ağaç eder
Kimisi kısa kimisi de uzun çınar gibi
Bana göre böyleydi; 
Aşk ve yürek, güzellik ve saflık 
Dört etmez yar eder
Aşık için...
Böylece iki iki daha hep bir eder 
Dört etmez
Böylece uzar 
Ne kadar sayarsan say
Sadece bunu bilirim 
Eğer bedenimi yüz parçaya bölseler
Beni kurşuna dizseler
Dar ağacına götürseler
Yüreğimdeki söz dilimle buluşuyor 
Kürdistan her zaman tektir
Dört etmez
 
Yavaş yavaş Pêşewa Qadî Mihemed ve yoldaşlarıyla vedalaşırken 
o çok etkilendiğim ve yerine getirilmediği için hala büyük acılara neden olan “Birlik olun ve kanmayın” vasiyetini düşünüyorum. 
 
Acaba ne zaman Qadî Mihemed’in vasiyeti yerine gelecek ve boynundaki urgan izinde güller bitecek!
 
Videoyu bu linkten izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=CY58T67xvnc
 

Diğer başlıklar

20:01 HDP’den Şentop’a gecikmeli tebrik ziyareti
19:52 ÖSYM’yi protesto eden liseliler gözaltına alındı
19:31 Köyceğiz’deki yangın kontrol altına alındı
19:23 Rabi Naz ve diğer çocuklar için Araştırma Komisyonu kurulacak
19:01 HDP'li Dağ: Gençler onların saltanatını yıkacaktır
18:43 Demirtaş mütalaaya sert çıktı
17:18 Samandağ'da gözaltına alınan 12 kişi serbest bırakıldı
17:14 AYM YÖK başkanının soruşturma açma yetkisini iptal etti
17:04 Amedspor'dan Sur Belediyesi’ne ziyaret
16:59 Kürdistan Bayrağı’na soruşturma
16:42 HDP'li Peköz Kürkçüler Cezaevindeki darp iddialarını Meclis’e taşıdı
16:09 Dink davasında karar açıklandı
15:49 İHD: İnsan hakları mücadelemiz sürecek
15:14 Hewler’de Türkiye Başkonsolosluk çalışanlarına saldırı
15:14 Leyla Güven Zülküf Gezen’in mezarını ziyaret etti: Yarınlarımızı aydınlattın
15:01 Dr. Diken’i terörize edenler hakkında hukuki işlem başlatılacak
14:57 Özgökçe: Üretim alanları açacağız
14:49 Çet davasında bilirkişi biyolojik lekeler için incelemede bulundu
14:40 Dink davasında karar arası
14:23 Türkdoğan: Türkiye’nin demokratik bir anayasaya ihtiyacı var
14:18 Ege’de 146 göçmen yakalandı
13:59 'Darp edilerek zorla sınır dışı edildik'
13:55 Akşener: 2002’deki şartları mumla arıyoruz
13:35 Kaftancıoğlu'na sosyal medyadan destek
13:28 Batman’da silahlı kavga: Bir kişi yaralandı
13:18 Tamirciye ihtiyaç olur diye gittiği Suruç'tan bir daha dönemedi
13:05 Özgür Gündem davasında 7 isme ceza talebi
13:03 11’inci Kalkınma Planı’na HDP’den şerh: 2013 yılına dönüş
13:02 HDP’nin Lalo’sunun parası çalındı
12:19 Valilik Dr. İlhan Diken tabelasını indirdi
12:07 Ataması yapılmayan öğretmen intihar etti
12:06 Demirtaş: Yüz milyon karar alsanız da Kürdistan vardır ve ana vatanımdır
11:37 Özgür Gündem davasında Fincancı, Önderoğlu ve Nesin’e beraat
11:30 Çanakkale’de tarım işçilerini taşıyan minibüs kaza yaptı: 2’si ağır 17 kişi yaralandı
10:40 Konut satışları dibe vurdu
10:33 Rojava Devrimi 7 yaşında
10:26 Cumhurbaşkanlığı raporunda 'KCK davaları' 'kumpas’ olarak tanımlandı
10:17 Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı
09:56 HDP Kağızman İlçe Eşbaşkanı gözaltına alındı
09:38 Gezici Çocuk Tiyatrosu Günleri başlıyor!
09:21 Gazeteci Demir'e isimsiz ihbardan soruşturma
09:15 Lübnanlı araştırmacı: Türkiye yolun sonuna geldi
09:14 Kanser hastası Silopili genç: Çok geç olmadan sesimizi yükseltmeliyiz
09:13 ‘Savaşa harcanan kaynak sağlığa ve eğitime harcansın’
09:04 Batman'da kayıtdışı gözaltı, ajanlık dayatması ve tehdit iddiası
09:03 Gazeteci Evren’in davasında karar bekleniyor
09:02 Geri dönüşüm anlayışına karşı çöpsüz bir yaşam
09:01 İki yıldır böbrek nakli bekliyor
09:00 Yüksekova Belediyesi kayyum tahribatlarını el birliğiyle gideriyor
09:00 17 TEMMUZ 2019 GÜNDEMİ