Strasburg'taki eylemcilerden Sevim: En önemli görev toplumun omuzlarındadır

img

İSTANBUL - Leyla Güven tarafından başlatılan açlık grevine Strasburg'ta yapılan eylemle dahil olan Nimet Sevim, bedeli ne olursa olsun direnişin hedefe ilerledikçe kazanacağını vurgulayarak, "Bu noktada en önemli görev Kürdistan toplumunun omuzlarındadır" dedi. 

İmralı tecridinin kaldırılması amacıyla Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven'in başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi 97'nci gününde. Güven'in ardından Hewlêr'de, cezaevlerinde ve Avrupa kentlerinde de başlayan açlık grevleri devam ediyor. Fransa'nın Strasburg kentinde Kürt siyasetçi ve gazetecilerin katılımıyla başlatılan eyleme katılanlardan biri olan Nimet Sevim, 2012 yılında cezaevlerinde yapılan açlık grevinde yer alan isimlerden. 
 
Cezaevlerinde 2012 yılında yapılan ve 68 gün süren açlık grevlerinin kendiliğinden ortaya çıkmadığını vurgulayan Sevim, 2009'da yapılan KCK operasyonlarıyla yüzlerce siyasetçinin tutuklanmasından sonra geliştiğini söyledi. Kürt siyasal hareketinin 2009 yılında yerel seçimlerde büyük bir başarı kazandığını dile getiren Sevim, o süreci şöyle anlattı: "Bu zafer Önder Apo'nun zaferiydi. Demokratik paradigmanın vücut bulmuş sistemsel hali olarak pratikte sonuç aldı. Bu açığa çıkınca KCK operasyonları başladı. KCK operasyonları adı altında yapılan siyasi soykırım operasyonları aslında Önder Apo'nun sisteminin inşasını engelleme ve yeniden Kürdistan'da uygulanan kültürel soykırımı tamamlamayı oluşturuyordu. Bu süreçte binlerce siyasetçi, aydın, gazeteci içeri alındı. 12 Eylül koşullarının aratmayan baskı ve uygulamalara maruz bırakıldı. Süreç tekrar tıkatıldı." 
 
'2012 KOMPLOYA EN İYİ CEVAPTI'
 
Böylesi bir dönemde davalarda Kürt siyasetçilerin anadilde savunma için direnişe geçtiğini ve 2012 açlık grevlerinin asıl zeminini hazırladığını dile getiren Sevim, anadilde savunmanın engellendiğini ve binlerce kişinin yıllarca sadece "Ez li virim" (Buradayım) diyebildiğini ifade ederek, "Anadil direnişiyle bu durum dünyaya teşhir edildi. Türkiye devletinin ve faşist hükümetinin ısrarı karşısında cezaevinde kamuoyu oluşturan ve gündem oluşturan açlık grevi eylemi başlattık 2010'nun başında. 2012 yılına kadar 10'ar, 20 günlük şekilde devam etti. Kamuoyunda anadil talebi meşru bir talepti. Türkiye Cumhuriyeti'nin sömürgeci politikalarını deşifre ediyordu. Bu durum güncelleştirilen uluslararası komploya da en iyi cevaptı. Anadilde savunmayla Önderliğin özgürlüğü aynı potada birleştiriliyordu. Önderliğin özgürlüğü sistemin özgürlüğü anlamına geliyordu. 30 arkadaşla başlayan süresiz dönüşümsüz açlık grevi 10 binlerin katıldığı bir direnişe dönüştü. Cezaevinde yaklaşık 9 bin tutuklu bulunuyordu. 9 bin tutuklu birlikte açlık grevi eylemine 50'nci günden sonra katıldı. İki talep etrafında direniş sürdürüldü" diyerek o günlerde yaşananları aktardı. 
 
'GÜNLERCE SU VERİLMEDİ'
 
2012 sürecinde yaşadıkları sorunları da Sevim, şu sözlerle anlattı: "Birinci ile ikinci grup arasında 10'ar gün fark vardı. Silivri Cezaevi'nde açlık grevine giren ikinci grup, birinci gruptan daha fazla zorlandı. Çünkü arkadaşlar direnişe başlar başlamaz, hücrelere kapatıldılar. Günlerce su verilmedi. Bırakalım normal standartlar içerisinde su, tuz almayı arkadaşlar su bile alamaz hale geldiler. Zaten B1 vitamini alamadılar.  Sadece şeker ve tuz almak zorunda kaldılar. Şahadet bekler durumda olsaydık birinci gruptan değil, ikinci gruptan bekler durumda olmuştuk. Yine Karadeniz cezaevlerinde kalan arkadaşlarımız ciddi işkencelere maruz kaldı." 
 
'GÖRÜŞMELER EYLEMİ SONLANDIRDI'
 
O dönemde toplumun canlı ve dinamik olduğunun altını çizen Sevim, "60'ıncı gününde direniş ölüm orucuna dönüştürülecekti. Önder Apo çağrı yapmadan önce hükümet Meclis'ten bir yasa geçirerek anadilde savunma hakkını yasal bir zemine oturttu. Ondan sonra Önder Apo ile görüşmeler yeniden dizayn edildi. Önder Apo'nun çağrısı ile direniş 68'inci gününde sonuçlandırıldı" dedi.   
 
'İMRALI SİSTEMİNE KARŞI BİR DİRENİŞ'
 
Bugün de aynı talepler etrafında açlık grevlerinin başladığına dikkat çeken Sevim, "2012'deki direniş zindan mücadele tarihimizde üçüncü büyük direniş olarak yer aldı. Birincisi 14 Temmuz direnişidir, ikincisi Önderlik direnişidir. Bu direnişte bu süreçlerin önemli bir halkası olarak başladı. Onunla benzeşen, örtüşen yanları olduğu kadar, farklı kılan yanları da var. Ancak yine de temel talep Önder Apo'nun özgürlüğüdür. Bu direnişin en önemli yanı AKP hükümeti ve devletiyle sınırlı olmamasıdır. Esas İmralı tecrit sisteminin inşacısı olan bütün uluslararası güçlere karşı bir direniştir" ifadesinde bulundu. 
 
'ULUSAL NİTELİKTE BİR DİRENİŞ'
 
Eylemlerinin ulusal nitelikte bir direniş olduğunu belirten Sevim, "Tecridi kırmayı hedefleyen ve Kürdistan toplumunun özgürlük statüsünü mutlak alanda hedefleyen bir direniştir. Bu anlamda içeride ihanete ve işbirliğine karşı Kürdistan'ı sömürgeciliğe peşkeş çeken anlayışa karşı bir direniştir. Dışta ise Türk faşizmini ve bölgesel sömürgeciliği besleyen uluslararası güçlere karşı başlayan bir direniştir. Direnişin Strasbourg'daki ayağının güçlü örülmesinin nedeni de budur" diye belirtti.
 
'HALKIN SES VERMESİ DİRENİŞÇİLERİ YAŞATIR'
 
2012'de halkın 50'inci günden itibaren halkın eylemciler etrafında kenetlendiğini hatırlatan  kenetlendiğini dile getiren Sevim, "Bu ciddi bir moraldi. Halkın direnişe sahip çıkması, dışarıda direnişe katılması cezaevlerindeki bütün olumsuz şartları sıfırlayabilecek niteliktedir. Şimdi de halkın direnişe katılması, sessizliği yırtması, ses vermesi arkadaşları yaşatır bir pozisyon yaratır. Sadece fiziki olarak değil, manevi açıdan da yaşatır" diye konuştu. 
 
"Bu direniş Kürdistan'ın özgürlüğünün önünü açar" diyen Sevim, "Bedeli ne olursa olsun, direniş kendi şartları, zamanı içerisinde amaçladığı hedeflere ilerledikçe kazanacaktır. İçeriği direnişi zorlu kılabilir, sonuçları Kürdistan ulusunun faydasına, geleceğinin özgürlüğüne katkısı biçiminde gelişecektir" diye konuştu. 
 
'DİRENİŞ TÜM TOPLUMUN GÖREVİDİR'
 
İktidarın açlık grevine girenlerin sesinin topluma ulaşılmasına engel olmaya çalıştığının altını çizen Sevim şunları vurguladı: "Geçmişte olduğu gibi şimdi de o duvarların yıkılması gerekiyor. Bu noktada en önemli görev Kürdistan toplumunun omuzlarındadır. Demokratik siyasette önde olanların tabi ki görev ve sorumlulukları var ama toplum bu konuda bir beklenti içinde olmamalı. Direniş toplumun özgürlüğünü hedefliyor. Bu nedenle toplum bu direnişi sahiplenmelidir. İnsani, ahlaki, politik görevidir. Böyle olursa cezaevlerindeki yoldaşlarımızın direnişi büyük bir moral ve coşku içinde amacına ulaşacaktır. O zaman faşizm geri adım atacaktır." 
 
'BİZ ŞİMDİDEN BAŞARIYI GÖRÜYORUZ'
 
Toplumun iradesinin tecridi kıracağına dikkat çeken Sevim, "Bu direniş karşısında İmralı tecridinin çok fazla ayakta kalmayacağını, faşizmin yıkılacağını, Önder Apo'nun özgür olacağını biliyoruz. Onun için biz şimdiden kazandık diyoruz. Biz şimdiden başarıyı görüyoruz. Bu önemlidir. Halkımızda güçlü bir inanç oluşmuş durumdadır. İnancın, sevginin oluştuğu her yerde korkular kırılır, faşizm yıkılır" dedi. 
 
MA / Yasin Kobulan

Diğer başlıklar

24/08/2019
23:53 Forumlarda kayyumlar ve demokratik anayasa tartışıldı
23:25 Diyarbakır'da '1’inci Folklor Günü' etkinliği
23:13 Kayyumları savunup eski AKP'lileri hedef aldı
22:51 İstanbul’da binlerce kadın 'Artık ölmek istemiyoruz' diyerek yürüdü
22:23 Hakkari’de ‘özel güvenlik bölgesi’ ilanı
22:08 İrade gaspına karşı ses çıkarma eylemleri devam etti
21:34 ‘Şehirler, isimler, gerekçeler değişse de, gerçekliğimiz değişmiyor'
21:02 Malatya’da 39 Afgan kaçak göçmen yakalandı
20:46 Türkiye ve ABD'den 'güvenli bölge'de ilk ortak helikopter uçuşu
20:22 Tartıştığı eşi ve kızını öldürdü
20:07 Mezopotamya Yazarlar Derneği: Kayyuma karşı ses çıkarın
19:47 HDP MYK üyesi gözaltına alındı
19:33 Çalışanları işten atan kayyuma tepki
18:55 Serbest kalır kalmaz darp raporu ile TİHV'e başvurdular
18:42 5 gazeteci 5 gündür gözaltında
18:19 Türk: Demokratik bir Türkiye için mücadele ediyoruz
17:51 Hasankeyf kapatılıyor!
17:50 Kayyumları protesto eden kadınlara polis müdahalesi
17:43 Siyasi kadın tutuklulardan ‘kayyum’ mesajı: Sesinizi yükseltin
17:36 Van’da 6’ncı gün: Özgökçe kayyum icraatlarını teşhir etti, halk sloganlarla yürüdü
16:46 Akar: Müşterek Harekât Merkezi faaliyete başladı
16:19 ‘Artık bir kişi daha eksilmeyeceğiz’
15:58 Davutoğlu’ndan yanıtı istenen soru: Emir ve talimatları kim verdi?
15:33 Yaralı polislerden biri daha hayatını kaybetti
15:24 Kadıköy’de gözaltına alınan 2’si gazeteci 11 kişi serbest
15:22 Hasta tutuklu Gün’ün tedavi edilmesi için çağrı yapıldı
15:06 Polis engeline rağmen kayyum protesto edildi
14:58 Dağa kaçırıldığı iddia edilen Akar gözaltına alındı
14:54 Boynundan aşağısı felç olan Turan'ın serbest bırakılması istendi
14:49 HDP’li Tiryaki’den Davutoğlu’na: Karanlıkta kalmış şeyleri açıklamak zorunda
14:47 ‘Dün katlediyordular bugün iradelerini hiçleştiriyorlar’
14:22 Diyarbakır’dan Davutoğlu’na: Neden susuyorsun?
14:08 KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’den Diyarbakır kararı
13:55 TJA’dan Emine Bulut tepkisi: Susmayacağız
13:53 1 yıldır Galatasaray Meydanı onlara yasak: Hesap sormaya devam
13:43 ÇUKUROVA TUHAY-DER ilk kongresini yaptı
13:42 Emekçilerden greve katılım çağrısı
13:33 HDP Yeni Akit’i yalanladı
13:29 HDP: Davutoğlu’nun söyledikleri araştırılsın
13:16 Esenyurt’ta 3 kişi gözaltına alındı
13:13 Erkek şiddeti sınır tanımıyor: Doğumdan çıktı eşinin saldırısına uğradı
12:56 Ebdî: Suriye'nin garantisi olacak askeri bir güç oluşturacağız
12:20 Diyarbakırlılara ‘Malazgirt programına katıl’ mesajı
12:01 Dicle’de zırhlı araç devrildi: 1 ölü, 5 yaralı
11:53 Darp edilen avukatlar: Kayyumları protesto etmeye devam
11:44 1 Eylül mitingine çağrı: Barış için sesimizi yükseltelim
11:40 KESK, DİSK, TTB ve TMMOB: Derhal görevleri iade edilsin
11:32 Diyarbakır’da oturma eylemi 6’ncı günde
11:20 Üst geçide pankart: Kayyum gidecek, halk kazanacak!
11:12 DBB’nin kayyumu ‘kayyum sitesini’ açtı