Ahmet Altan: Yargılanmaya değil yargılamaya geldim

img

İSTANBUL - Tutuklu gazeteci Ahmet Altan savunmasında, yargılanmaya değil yargılamaya geldiğini söyleyerek, "Anayasa, yasa, Yargıtay dinlemeyen bir yargı siyasi iktidarın emirlerine uyarak bizi hapishanede öldürmek için yargılıyor" dedi. 

“15 Temmuz darbe girişimine iştirak eden medya unsurları soruşturması” kapsamında tutuklanan gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak'la birlikte 17 sanığın yargılandığı davanın 5’inci duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Başbakanlık ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) davaya katılma talebi kabul edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki binada görülen duruşmanın ikinci gününde, tutuklu Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Şükrü Tuğrul Özşengül getirildi. Tutuksuz Tibet Murat Sanlıman ve avukatlar da duruşmada hazır bulundu.
 
‘YARGILANMAYA DEĞİL, YARGILAMAYA GELDİM’
 
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün başlayan ve Cuma gününe kadar sürmesi planlanan duruşmanın bugün yapılan oturumunda Ahmet Altan savunma yaptı. Altan'ın savunması şöyle: "Ben bugün buraya yargılanmaya değil yargılamaya geldim. Bırakın darbe yapmayı, kendilerini hedef alan zulme itiraz etme imkânına bile sahip olmayan binlerce masum adına da konuşma hakkına sahibim. Çünkü onların uğradıkları haksızlıkları gördüm, taş duvarlar arasında onların kaderini paylaştım. Ölen ya da ölmekte olan bir yargı öyle korkunç kokar ki cehennem bile o kadar kötü kokmaz. Bugün Türkiye’yi saran bu çürümüş ceset kokusu, ölmekte olan bir yargının bütün topluma yayılan, herkesi ürküten kokusudur. 
 
AHMAKLIĞIN ADALET SANILDIĞI BİR ÜLKEDE YARGILANIYORUZ
 
Biz, bugün bu davada ölmekte olan bir yargının çürüyüp dağılmakta olan acınası bedenini teşrih masasına yatıracağız. Türkiye’de artık adaleti 'ötekinin cezalandırılması' olarak gören bir yargı ve medya var. ‘Öteki’ de biziz. AKP’nin bütün muhalifleri. Bir zamanların 'ahmaklığının' şimdi 'adalet' sanıldığı bir ülkede yargılanıyoruz biz. Hukuk, yargı, adalet üçgeninde vurulabilecek, yaralanabilecek, ölebilecek tek zayıf halka yargıdır. Bu yüzden her zorbanın ilk hedefi yargı olur. Bir yargı vurulduysa mutlaka ihanete uğramıştır. Hiçbir gerçek savcı, hiçbir gerçek yargıç, hiçbir gerçek hukukçu bu ihanete alet olmaz. Yargıdaki meslek hainlerini bulmak mı istiyorsunuz? Kimin utanmadığına bakın. Kim utanma duygusunu ruhundan silip attıysa yargının haini odur. Bugün Türkiye’de Mezarlıklar Müdürlüğü dışında düzgün çalışan tek bir müessese bile kalmadı. Çökmeyen hiçbir şey kalmadı. Bir adamın ‘mutlak iktidara’ sahip olduğu her toplum eninde sonunda çöker. 
 
DEVLET BİZİ 15 TEMMUZ’U YAPMAKLA SUÇLUYOR AÇIK BİR YALAN
 
O mutlak iktidar, toplumun içine akıp kaybolduğu bir kara deliğe dönüşür. Bugün iktidarı mutlaklaştırıp tek bir noktada toplamak için atılan her adım o kara deliği büyütüp onun uğursuz çekimini artırıyor. Hiçbir iktidar korku ve şiddetle uzun süre ayakta kalamaz. Talleyrand’ın (Charles-Maurice de Talleyrand-Périgord) dediği gibi 'süngüyle her şeyi yapabilirsiniz ama üstüne oturamazsınız.' Bu devlet bizi 15 Temmuz darbesini yapmakla suçluyor. Açık bir yalan bu. Bizim darbeyle hiçbir ilgimiz olmadığını yıllarca bizi izlemiş olan istihbarat teşkilatı da, polis de, bu iddianameleri yazan savcılar da biliyorlar..."
 
AHMET ALTAN SAVUNMASINDA 31 MART AYAKLAMASINI ANLATTI
 
Altan, şöyle devam etti: "Ben şimdi size benzerlikleri anlatacağım ve çok şaşıracaksınız. Nasıl oldu da İttihatçılara karşı olan bir askerî kalkışma İttihatçıların, Erdoğan’a karşı olan bir askerî kalkışma Erdoğan’ın mutlak iktidarına yol açtı? '15 Temmuz’u sen yaptın' diye yalan söyleyip beni hapse atmak kolay; ama bu sorulara cevap vermek o kadar kolay değil. ‘Neydi bu 31 Mart’ diye soranların ‘hain’ ilan edilmesi gibi 'neydi bu 15 Temmuz' diye soranlar da ‘hain’ ilan ediliyor. 15 Temmuz’un toplumun tabanında da bir karşılığı yoktu. Darbeye karşı yiğitçe sokağa çıkan kitleler bunu kanıtladı zaten. Toplumun bütün kesimleri bu kanlı ve kalleş girişime karşı çıktı. Toplum bir bütün hâlinde bu ahlaksız vahşeti lanetledi. 31 Mart’tan sonra her İttihatçı muhalifine 'mürteci' yaftası yapıştırıldığı gibi 15 Temmuz’dan sonra tutuklanan binlerce insana da ‘FETÖ’cü’ damgası vuruldu. Bir de, suçluların, benim de aralarında bulunduğum bir kategorisi bulunuyor. Bunlar hem FETÖ’ye hem de PKK’ya yardım ediyorlar. Benim de aralarında bulunduğum bu 'elit' suçlular artık nasıl bir manyaklarsa nerede silah görseler oraya koşuyorlar. 
 
SİYASİ İKTİDARI KALEMLER KORKUTUYOR
 
Siyasi iktidar artık generallerden korkmuyor. Ama yazarlardan korkuyorlar. Silahlar değil kalemler korkutuyor onları. Çünkü kalem, silahın ulaşamayacağı bir yere, toplumun vicdanına ulaşıyor. İddianamede benim 2016’da yapılan 15 Temmuz darbesine katıldığımın ‘kanıtı’ olarak 15 Temmuz’dan 6 yıl önce yayımladığım bir haber gösteriliyor. İddianamede benim 2016’da yapılan 15 Temmuz darbesine katıldığımın ‘kanıtı’ olarak 15 Temmuz’dan 6 yıl önce yayımladığım bir haber gösteriliyor. Ben nasıl bir güce sahipsem subayları tasfiye ediyorum, yerine örgüt mensuplarını atıyorum, kritik pozisyonlara örgüt mensuplarını getiriyorum. Bunların hepsini ben yapıyorum. Sanki yazar değil de TSK Personel Dairesi Başkanıyım. 6 yıl boyunca ordunun içinde her istediğimi istediğim yere yerleştiriyorum. Böylesine gayriciddi bir suçlamayla müebbetle yargılanıyorum. Tanık ifadesine göre Alaattin Kaya, 17-25 Aralık 2013 tarihine kadar Taraf’a gelerek bana belgeler getirmiş. Savcı aynı iddianamede benim 2012’de Taraf’tan ayrıldığımı da yazıyor. 2012’de gazeteden ayrılan adama 2013’te belge nasıl gelebiliyor? Savcı, AKP’yi eleştirmeyi ‘bir darbecilik kanıtı’ olarak görüyor ve bunu yaptığım için hapishanede ölmem gerektiğini söylüyor. Darbe suçlamalarına delil gösterilen ‘Ezip Geçmek’ başlıklı yazısından bahsediyor. Yazı, Altan aleyhine açılan PKK propagandası davasında da delil. 
 
BU DAVA ANAYASA’YA AYKIRI
 
Bu davada bu yazı benim FETÖ destekçisi bir darbeci olduğumun kanıtı, ikinci davada PKK destekçisi olduğumun kanıtı. Ben bu yazıda darbe girişimini çağrıştırıcı bir ifade kullanmışım. Darbe girişimini çağrıştırıcı ifade ne demek? Ne tür bir suç bu? Bir savcı 'darbeyi biliyordun' dediği zaman benim bu bilgiyi kimden, ne zaman, nasıl, nerede aldığımı kanıtlarıyla ortaya koyması gerekir. Bu savcı darbeyi ne sanıyor? Darbe ‘yorumlarla’ yapılmıyor, silahlarla yapılıyor. Türkiye'de ‘ifade özgürlüğü olmadığını’ söylemişim. Aman Allah'ım, ne korkunç bir darbecilik! Savcı orada oturuyor, göstersin ‘darbenin olacağını beyan ettiğim’ cümleyi. Gösteremez. Bize karşı '15 Temmuz darbesini siz yaptınız' diye dava açarsanız yalan söylemekten başka çareniz kalmaz. Bu dava, 'ifade özgürlüğünü' güvenceye alan Anayasa’ya aykırı. ‘Anayasa’yı zorla değiştirme’ suçunda cebir ve şiddet arayan yasaya aykırı. Bir kişinin bu suçtan yargılanabilmesi için ya ‘cebir ve şiddet’ uygulaması ya ‘cebir ve şiddet uygulayan’ birine emir vermesi ya da böyle birinden emir alması gerekir. Bu dava Anayasa’ya, yasaya ve Yargıtay kararına aykırı olarak sürdürülen bir dava. Hukuken asla olmaması gereken bir davada müebbetle yargılanıyoruz." 
 
'BİZİ HAPİSHANEDE ÖLDÜRMEK İÇİN YARGILIYORSUNUZ'
 
Mahkeme Başkanı Kemal Selçuk Yalçın, mütalaa dışına çıktığı gerekçesiyle Altan’ı uyardı. Altan’ın savunmasını sürdürmesi üzerine Mahkeme Başkanı Yalçın, “Mütalaanın dışında konuşacaksanız, mikrofonu kapatacağım” dedi. Bunun üzerine Altan, “İki sayfayı atlayacağım. Mikrofona ihtiyacım yok, ben sesimi her zaman duyururum” dedi ve şöyle devam etti: "Müebbet demek hapishanede ölmek demek. Bizim için istenen de hapishanede ölüm. Anayasa, yasa, Yargıtay dinlemeyen bir yargı siyasi iktidarın emirlerine uyarak bizi ‘hapishanede öldürmek’ için yargılıyor. Vereceğiniz ceza sizin kader haritanıza da aynen kaydedilecek" diyerek tepki gösterdi. 
 
Savunmasını bitiren Ahmet Altan’a bir heyet üyesince Alaattin Kaya hakkında soru soruldu. Altan da, “Alaattin Kaya bana çıkarmak istediği bir gazetenin yayın müdürlüğünü teklif etmek için aradı. Reddettim. Kaya bizim cemaatle ilgili eleştirel yayınlarımızdan da rahatsız olmuştu” diye karşılık verdi.
 
Ahmet Altan’ın savunmasının ardından duruşmaya Mehmet Altan’ın savunması ile devam ediliyor.

Diğer başlıklar

25/02/2018
22:49 2 inşaat işçisine havalimanında sosyal medya gözaltısı
22:40 Efrin'de ateş kesilmedi: Raco’da 60 yaşında bir sivil ağır yaralandı
21:22 Önder: Barıştan korktukları için Dolmabahçe Mutabakatı’nı yok saydılar
21:02 Arap Ulusal Konseyi Müslim’in serbest bırakılmasını istedi
20:44 Bilgen: Tüm muhalefet partileri netleşmeli
20:25 PYD Eşbaşkanı Hesen: Hukuksuzluğa ortak olmayın
18:58 EGEÇEP yeni yönetimini belirledi
18:16 PYD: Salih Müslim bir an önce serbest bırakılmalı
17:55 Erdoğan’dan Salih Müslim açıklaması: Temennimiz Çekya'nın iade etmesi
16:52 Bozdağ’dan Salih Müslim açıklaması
16:37 Tecrit ve tek tip konuşuldu
16:19 'Türkiye'de işçiler canını korumak için örgütlenmeli'
15:58 Birlik: Yeni bir yaşama nefes aldırtmak istemiyorlar
15:51 Hamzaoğlu: Karanlığı hep birlikte aydınlığa çevireceğiz
15:35 Tartıştığı anne ve babasını öldürdü
15:30 Rusya'dan ateşkes kararına dair açıklama
14:50 Şiddet uyguladığı eşine ‘Karakola gideceğiz, şikayetçi ol’ dedi
14:04 Evlerin kapılarına Adnan Oktar'ın kitapları bırakıldı
13:52 EGEÇEP Sözcüsü: Zeytin ağacı hiç bu kadar istismar edilmememişti
13:29 Xerzan Mezarlığı’nda çıkarılan bir cenaze daha ailesine teslim edildi
13:22 Dicle Nehri’ne düşen 70 yaşındaki yurttaş yaşamını yitirdi
12:50 YPG ateşkes kararına uyacağını deklare etti
12:42 Gar Katliamı mağdurları ve aileleri kahvaltıda buluştu
12:19 Salih Müslim Prag’da gözaltına alındı
11:41 Kerkük'te canlı bomba saldırısı
11:14 Aladağ davasında bilirkişi raporuna itiraz edilecek
11:09 Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Caferi: Ateşkes Efrin'i de kapsamalı
10:38 Dışişleri Bakanlığı'ndan ateşkes açıklaması
10:26 DDKO kurucularından Beyköylü toprağa verildi
09:55 Yazar Bayramoğlu: Medyanın anti-Kürt ittifakında özel bir rolü var
09:25 'Kadın bedenine olan nefretin kökeni cadı avlarına dayanır'
09:24 ‘28 Şubat’ta direnen kadınlar bugün de direnmeli’
09:23 ‘Elazığ Cezaevi’nde sabah akşam işkence’
09:22 Özkiraz: AKP kaybetti ama önemli olan muhalefet kazanacak mı?
09:21 Patlayıcılar hem bedenlerinde hem de ruhlarında kalıcı izler bıraktı
09:20 HDP’nin olmayan akademisinden 210 yıl ceza talebi
09:18 Şırnaklı kadınlar: Ya özgürlük ya özgürlük
09:16 RTÜK'ten Kürtçe şarkıya ceza
09:13 Belçin Galip: İngiliz halkı Kürtlerden, hükümet Türkiye’den yana
09:12 Gözaltında ihraç edildi: Hatay baskı altında
09:11 Avukat Bek: Ayakta sayım bir şiddet aracına dönüşebilir
09:09 Efrin haberleri kurum güvenliğini tehlikeye düşürmüş!
09:08 Gergerlioğlu: Hakkımdaki ceza kararı önceden alındı
09:06 Akademisyenler belgeleyecek: Kendimizi mağdur değil mücadele içinde hissediyoruz
09:05 JES'i durduran kadınlar: Fikrimiz alınmadan çivi dahi çakamazlar
09:01 Jineoloji merceğinden Efrin (5)
‘Efrin’i korumak kadın devrimini korumaktır’
09:00 25 ŞUBAT 2018 GÜNDEMİ
24/02/2018
22:51 BMGK’den Suriye’de ateşkes kararı
22:43 78'liler Derneği, kuruluşunun 18'inci yılını kutladı
21:07 Kandıra’ya sevk edilen tutuklu darp edildi