'Halepçe bugün Efrin'de yaşanıyor' 2018-03-16 14:45:40 HABER MERKEZİ - Halepçe ve Beyazıt katliamlarına ilişkin birçok ilde yapılan anma ve etkinlikte, katliamların bugün Efrin'le sürdürülmek istendiğine dikkat çekildi. İşgale son verilmesi istenen anmalarda, Efrin’de bir Halepçe'nin daha yaşanmaması için uluslararası topluma çağrıda bulunuldu.    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) öncülüğünde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Özgür Kadın Hareketi (TJA) ve Barış Anneleri ve birçok sivil toplum örgütü Halepçe ile Beyazıt katliamlarına ilişkin anma gerçekleştirdi. Yapılan basın açıklaması, toplantısı ve etkinliklerde, Türkiye’nin Efrin’e yönelik saldırısı kınandı.    DBP Van İl binasında Halepçe’ye ilişkin yapılan anmada katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları duvarlara asıldı. Saygı duruşunun ardından konuşan DTK üyesi Fatih Şahin, Kürt halkının son yüzyıllık döneminde sömürgeci devletler tarafından sayısız katliama maruz kaldığını hatırlattı. Şahin, bu katliamların karşısında halkın kahramanlıklarla dolu bir tarihinin de olduğunu sözlerine ekledi.    'AYNI KATLİAM BUGÜN EFRİN'DE’    Halepçe'nin insanlık tarihine kara bir leke olarak hafızalarda yer edindiğini belirten Şahin, Saddam Hüseyin'in 30 yıl önce her türlü kimyasal ve biyolojik silahla katliamı gerçekleştirdiğini hatırlattı. Şahin, "Halepçe, sömürgeci devletlerin halkımıza karşı gerçekleştirdiği ne ilk ne de sonuncu katliamdır. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve sonrasında derinleşerek stratejik bir yok etme ve tarihten silme politikaları sürekli güncellenerek sürdürülmüştür. Günümüzde de Efrin'de aynı strateji ile Kürt halkının topyekün varlığına ve değerlerine karşı bir işgal, imha ve soykırım saldırı başlatılmıştır" dedi. Katliamı lanetleyen Şahin, bir Halepçe'nin daha yaşanmaması için uluslararası arası topluma çağrıda bulundu.    'ACILARA YENİ ACILAR EKLİYORLAR'   KESK Van Şubeler Platformu üyeleri de, Halepçe ve Beyazıt katliamlarını KESK binasında yaptıkları basın toplantısıyla kınadı. Halepçe ve Beyazıt katliamlarıyla ilgili fotoğraf sergisi de düzenleyen platform üyeleri adına açıklamayı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Şube Sekreteri Behçet Erçağ yaptı. Baharın müjdeleyicisi olan Mart ayının bu coğrafyada daha çok katliamlarla hatırlandığını söyleyen Erçağ, “Üzerlerinden on yıllar geçmiş olsa bile Beyazıt, Halepçe, Gazi katliamları hala yüreklerimizdeki acısını, hafızalarımızdaki tazeliğini korurken acılarımıza yenileri eklenmeye devam ediyor. Gençlerimiz, çocuklarımız başta olmak üzere toplumsal muhalefeti hedef alan katliamlara devam edenler 'iç güvenlik' adı altında faşizmi körükleyen düzenlemelerle 12 Mart muhtıra dönemini hortlatmak istiyorlar” diye konuştu.    ‘MART AYINI KATLİAMLARLA ANIMSIYORUZ’   40 yıl önce 16 Mart 1978`de İstanbul Üniversitesi öğrencisi 7 gencin öldürüldüğü Beyazıt Katliamı’nı da hatırlatan Erçağ, “Halepçe`de kadın çoluk, çocuk demeden katliam yapanlara gerekli tepkiyi göstermeyenler, Roboski katliamına imza atmaktan da, IŞİD çeteleri tarafından gerçekleştirilen katliamlara zemin hazırlamaktan da geri durmamıştır. Mart katliamlarında hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor ve zalimleri bir kez daha lanetliyoruz” ifadelerini kullandı.    URFA    HDP ve DBP Urfa İl Örgütleri de, Halepçe Katliamı ile ilgili basın toplantısı düzenledi. HDP il binasında yapılan toplantıya çok sayıda partili katılırken, DBP İl Eşbaşkanı Bekir Karakeçili konuştu.   Halepçe Katliamı’nın halkların ulusal hak eşitliği mücadelesini hedef alarak gerçekleştirilmiş bir katliam olduğunu hatırlatan Karakeçili, “Irak’ta Kürt halkının eşitlik, kendini yönetme hakkı ve özgürlük mücadelesini defalarca devlet terörüyle baskı ve şiddetle bastırmayı deneyen Baas Rejimi bu katliamla halkın taleplerini geriletemedi. Yıllar sonra bugün Rojava’da oluşan yönetimler bir halkın adalet ve eşitlik taleplerinin yok sayılmayacağının en önemli göstergelerinden biridir. Bugün Kürt, Türkmen, Ezidi, Süryani ve Araplar olarak Rojava halkları verdikleri mücadele ile barbarları yenmiştir. Farklı kültürlere, inançlara, kimliklere sahip olan halkların birlikte yaşayabilecekleri bir modeli yarattılar” ifadesini kullandı.    Karakeçili, şöyle devam etti: “Hangi silahlarla olursa olsun hangi yöntemler kullanılırsa kullanılsın katliam ve şiddetle demokrasi insanlık ve adalet mücadelesi durdurulamaz. AKP ve MHP’nin alması gereken en önemli ders budur. Özel savaş konseptleri ve uygulamaları tarihsel gelişmeleri yavaşlatabilir ama geriye döndüremez. Biz bir kez daha yıldönümünde insanlık düşmanı Halepçe Katliamını ve yapanları bir kez daha lanetliyoruz. Unutmuyor unutturmuyoruz.”    İHD'DE KINADI   İnsan Hakları Derneği Urfa Şubesi de Halepçe Katliamı’nı kınayan bir açıklama yaptı. İHD Şubesi’nde yapılan basın toplantısında konuşan Şube Sözcüsü Atilla Yazar, Halepçe Katliamı’nın üzerinden geçen onca yıldan sonra katliamın sorumlusu olan Saddam Hüseyin’in olmadığını ancak başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde savaşların katliamların devam ettiğini vurguladı.   BATMAN    HDP Batman Merkez İlçe binasında, katliama ilişkin halk toplantısı düzenlendi. Toplantısına Barış Anneleri, DBP İl Eş Başkanı Şükrü Tapkan, HDP İl Eş Başkanları Nizamettin Toğuç, Berivan Helen Işık katıldı. Halepçe'de yaşamını yitirenler adına yapılan saygı duruşunun ardından açıklamaya geçildi.   ‘HALEPÇE’DE YAŞANAN BUGÜN TEKRARLANIYOR’    DBP İl Eş Başkanı Şükrü Tapkan, Halepçe'nin ilk ne de son katliam olduğunu vurgulayarak, "Dün Halepçe'de yaşanan katliam bugün de yaşanıyor. Bugün Efrin'de Kürt halkı öldürülüyor. Dünden bu yana katliamlar devam ederken bu yıl Kürt halkı hiç olmadığı kadar Newroz'da alanlara çıkarak katliamlara dur demelidir. Bu bizim bugün ki tarihsel görevimizdir" dedi. Tapkan'ın ardından ise Kürt siyasetçi Nizamettin Toğuç söz aldı. Halepçe'de ve tüm katliamlarda yaşamlarını yitirenleri saygı ile andığını söyleyen Toğuç, şunları söyledi: "Kürtlerin hep isyan ettiği söyleniyor. Halepçe'de bir isyan mı vardı? Orada masum çocuklarımız öldü. Bugün Efrin'de çocuklar öldürülüyor neden? Artık bunlara durdurma vakti geldi de geçiyor. Biz birlik olmadıkça da katliamlar sürecektir. O yüzden katliamları durdurmak için sadece Kürtlerin değil halkların bir bayramı olan Newroz'da olmalıyız. Bir şarinde dediği gibi sadece yaşam için ölelim ve bugün yaşam için ölenler sadece Efrin'dedir" dedi.    İSTANBUL    İstanbul'da bulunan üniversite öğrencileri, Beyazıt Katliamı'nın 40'ıncı yılında yaşamını yitirenleri İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde yaptıkları basın açıklamasıyla andı. “16 Mart’ta diz çökmedik, bugün de haykırıyoruz üniversiteler bizimdir” pankartının açıldığı eylemde, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Beyazıt faşizme mezar olacak”, “Halepçe’yi unutma, unutturma”, “16 Mart’ı unutma, unutturma” dövizleri ve katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı. Eylemde sık sık, “Beyazıt faşizme mezar olacak” ve “Kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet” sloganları atıldı. Öğrencilerin eylemine, 78’liler Girişimi üyeleri ve bazı akademisyenler de destek verdi.   ‘O GÜN DE BUGÜNKÜ GİBİ BİR HÜKÜMET VARDI'   Saygı duruşunun ardından ilk olarak söz alan katliamın tanıklarından Hüseyin Soylu, 16 Mart gününü anlatarak, “O zaman bugünkü hükümet gibi bir hükümet vardı. NATO’nun uşakları bu bombaları üzerimize birlikte attılar. O işin içinde paramiliter unsurlar da vardı. Ordunun içinden yüzbaşılar, polisin içinde Reşat Altay’lar, Şükrü Balcı’lar ve daha bir sürü… Aynı zamanda yurtsever polisler de vardı. Çünkü yurtsever polisler 16 Mart katliamını emniyete 1 hafta öncesinde bildirmelerine rağmen emniyet hiçbir tedbir almamıştı. Hatta emniyet, namuslu polislerin yakaladığı katilleri Reşat Altay gibilerin eliyle serbest bırakmıştı. Aynı katliamlar Ortadoğu pazarında Kürtler üzerine uygulandı” diye konuştu.   ‘DEVLETİN ORTAK OLDUĞU KATLİAM’   Daha sonra konuşan KHK ile İstanbul Üniversitesi’nden ihraç edilen Levent Dölek, katliamın bir kontrgerilla katliamı olduğunu belirterek, “Bu NATO ve devletler tarafından korunup, kollanan bir suç şebekesiydi. Dolayısıyla bu emperyalist destekli ve bu devletin ortak olduğu bir katliamdı. Yine bugün Halepçe katliamının yıldönümü. Halepçe’de Kürt kadın, çocuk, gençlerini ve halkını katleden o kimyasal silahlar nereden gelmişti. Bunu da unutmayalım. Bugün bizi yürüten başımızdakilerin de söyledikleri her türlü söze, oyuna rağmen emperyalizmin ortaklarıdır” şeklinde konuştu.   ‘BİZ GİDECEĞİZ HATIRALAR YAŞAYACAK’   Üniversite öğrencileri adına söz alan Melda Karaoğlu da, insanlar ölmeden, eziyet çekmeden dünyanın değişmediğini ifade ederek, “Yine Beyazıt Camii bize bakıyor. Yine Bakırcılar Çarşısının kapısında bekleyenler var. Arkadaşlarımızın Beyazıt Meydanı’nda anıları var. Beyazıt Camii, Bakırcılar Çarşısı ve İstanbul Üniversitesinin ana kapısı, hepsi duruyor. Biz de bir gün gideceğiz. Bunlar yine duracak ve hatıralar yaşayacaktır” ifadelerini kullandı.   Açıklamanın ardından öğrenciler polis çemberi eşliğinde Vezneciler Metro Durağına doğru yürüdü. “Emperyalizme, faşizme ölüm, tek yol devrim” pankartı eşliğinde yürüyen öğrencilere, pankart açtıkları gerekçesiyle polis müdahale etmek istedi. Öğrenciler pankartlarını toplayarak eylemi sonlandırdı.