Babasının kasetleri enkazda kaldı: 44 yaşında dengbêjliğe başladı

Paylaş:
ŞIRNEX - Şirnex’te 2016’daki sokağa çıkma yasağı sırasında dengbêj olan babasının henüz dijital ortama aktarılmayan 15 kaseti molozların arasında kalan Hüseyin Erener, 44 yaşında dengbêj olmaya karar verdi.
 
Kürt kültür, edebiyat ve tarihinin günümüze taşınmasında önemli bir mihenk taşı olan dengbêjlik, "Söz uçar, yazı kalır" deyişini çürüterek binlerce yıllık yaşanmışları günümüze kadar taşınmasını sağlamıştır.  Bugüne kadar ismi kayıtlara geçen ya da geçmeyen birçok dengbêj köy köy dolaşarak bu geleneği gelecek nesillere miras bırakmıştır. Yüz yılları bulan asimilasyonun bütün çeşitlerine karşı varlığını günümüzde devam ettiren dengbêjliği sürdürenlerden biri de Hüseyin Erener (Hiseynê Mihemê Emerê Cangî). 
 
Babasının seslendirdiği kilamların yer aldığı kasetlerin Şirnex’ta ilan edilen sokağa çıkma yasağında enkaza gömülmesi sonrası 44 yaşında dengbêj olmaya karar veren Hüseyin Erener, babasından dinlediği ve defterine yazdığı kilamları sohbetlerde seslendiriyor. 
 
Şirnex’te 2016’da ilan edilen sokağa çıkma yasağı sonrası gerçekleşen yıkımda Erener’in babasının seslendirdiği klamların yer aldığı ve dijital ortama henüz aktarılmayan 15 kaset molozların arasında kalır. Erener’in babasının seslendirdiği kilamlardan geriye dijital ortama aktarılan 7 kilam kalır. Bunun üzerine babasından dinlediği ve hafızasında kalan kilamları bir deftere yazarak denjbêjliğe ilk adımı 44 yaşında atan Erener’in defterinde şu an 80 dengbêj kilamı ile 15 tane Botan’a özgü ezgi yazılı.
 
8 yıldır aralıksız bir şekilde defterine kaydettiği klamların sayısını arttıran Erener, bir yandan da bu klamları sohbetlerde seslendirerek dengbêjlik geleneğini sürdürüyor.
 
‘BABAMIN KILAMALARIYLA BÜYÜDÜM’
 
Babasının 1960’lı yıllarda gittiği Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde 8 yıl boyunca kaldığını ve burada dengbêjlik ile tanıştığını belirten Erener, “O tarihlerde bir kıtlık yaşanıyor ve ailemiz Pirsûs’a gidiyor. Babam orada katıldığı divanlarda dinleyerek dengbêjlik öğreniyor. Başka dengbêjlere ait söylediği kilamlar da olurdu kendi yazdıkları da vardı. Ben çocukken babam sürekli bize dengbêji söylerdi. Babamın söylediği kilamalar ile büyüdüm. Bunların bir kısmını kaset şeklinde kaydedildi. Babam 1970’li yıllarda gittiği Irak’ta hem Erîvan Radyosu hem de Bağdat Radyosu’nda kilamlar seslendirdi. Babam 1989’da bir kömür ocağı şirketinde emekli olduktan sonra biz Adana’nın Ceyhan ilçesine taşındık. Orada birkaç ay kaldıktan sonra babam kanserden yaşamını yitirdi. Ben o zaman 15 yaşındaydım. Babamın yaşamını yitirmesinden sonra Adana’da kalmak istemiyordum ve 2000’li yılların başında Şirnex’a geri döndüm. Babamın sesinin yer aldığı kasetler 2016’da sokağa çıkma yasaklarında enkazların altında kaldı. Geriye sadece daha önce dijital ortama aktarılan 7 klam kaldı” diye konuştu. 
 
‘BİR YANDAN DİNLİYOR BİR YANDAN YAZIYORUM’
 
Babasına ait klamların yer aldığı kasetlerin sokağa çıkma yasaklarında enkaza gömülmesi sonrası dengbêj olma isteğinin kendisinden uyandığını belirten Erener, “2018’de üvey annemin taziyesinde babamı tanıyanların biz çocuklarına ‘Sizde babanız gibi dengbêji söylüyor musunuz?’ diye sormasıyla bende dengbêjlik yapma isteği zirve yaptı ama o gün başımı kaldırıp ‘evet’ diyemedim.  O güne kadar hiç söylememiştim. Taziyeden çıktıktan sonra babamdan kalan birkaç kilamı üst üste dinledim. Bir yandan dinledim bir yandan da yazdım. O gün bugündür dinlediğim klamları bir yandan yazıyor bir yandan ezberliyorum. Babam ve amcanım seslendirdiği kilamları ilk başta yazdım. Devamında hoşlandığım ve çevrede dinlediğim kilamları yazdım. İlerleyen günlerde kaydettiğim kilamların sayısını arttıracağım. İlerde bu topladığım eserlerin kaybolmaması için bir kitap haline getirmeyi planlıyorum” diye konuştu. 
 
‘TOPLUM DENGBÊJLİĞİ KORUMALI’
 
Dengbêjliğin Kürt kültür, edebiyat ve tarihi açısından önemine değinen Erener, “Dengbêjlik olmasa bugün bir tarihten bahsetmemiz zor olurdu. Bunun için toplum dengbêjliği korumalı. Kürtçenin bugünlere gelmesinden sözlü edebiyatın etkisi fazladır, sözlü edebiyatta dengbêjlikten beslenir. Eskiden daha çok dinlenirdi ama son zamanda çıkan farklı müzik tarzları nedeniyle gençler çok dinlemiyor. Unutulmaması için bir yandan klamları yazıyor bir yandan da seslendiriyorum. Bazen gençler dinlemek istemiyor. Bu çok yanlış. Herkes bu kilamları dinlemeli ve anlamaya çalışmalı. Dengbêjlik bizim için bir nimet. Dengbêjlik toplum içindir, herkes içindir” şeklinde konuştu. 
 
MA / Emrullah Acar - Dilan Bingöl