Yazar Aydın: Çoğulculuğun reddi demokrasiyi imkansız kıldı

Paylaş:

İZMİR- Yazar Erdoğan Aydın, çoğulculuğun Türkiye'nin kuruluşunun temelini oluşturduğuna dikkat çekerek, "Çoğulculuğun reddi, bizim 100 yıl sonra bile demokratikleşebilme imkanımızı, imkansız hale getirdi" dedi.

İzmir Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında Kültürpark Menekşe Etkinlik Alanı'nda Yazar Erdoğan Aydın'ın konuşmacı olarak katıldığı "Cumhuriyete soldan bakmak" konulu söyleşi düzenlendi. Birinci Meclis'in bütün etnik kimlikleri içerisinde barındırdığını, demokrasiye daha yakın olduğunu belirten Aydın, ittihatçı kesimlerin yanı sıra sosyalistlerin de meclis çatısı altında tartışmalarda söz sahibi olduğunu söyledi. 
 
Cumhuriyetin tanımının demokratik bir düzenle yapılabileceğini ifade eden Aydın, "Birinci Meclis'in Ocak 1921'de ilan ettiği bir Anayasa var. Anayasa'nın içeriğine bakıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün anayasal birikimlerinden çok farklı nitelikte bir Anayasa ortaya çıkartmış. Bu Anayasa kuşkusuz bir dizi ihtiyaç açısından yetersiz ama aşağıdan yukarıya doğru bir yönetim taahhüdü yapan bir Anayasa.  Bugün, Avrupa Birliği'nin (AB) düzenlediği Özerklik Şartı'ndan çok daha geniş bir özerkliği anayasal olarak taahhüt eden bir Anayasa'mız olmuş 1921'de" dedi. 
 
'GERÇEK DEVRİMSEL BİR DEĞERDEDİR'
 
Bu Anayasa, sultanın olduğu bir konjonktürde "egemenlik kayıtsız şartsız milletin" dediğini kaydeden Aydın, şunları söyledi: "Diyor ki, yereller kendi yöneticilerini seçecek ve bu yöneticiler eğitim politikasını, bayındırlık, imar, tarım, yerel güvenlik politikalarını kendileri saptayacaklar. Bu aslında gerçek anlamda devrimsel değerde bir durumdur. Yani bu meclis deyim uygunsa sonraki meclislerle hiçbir tanesiyle kıyaslanmayacak kadar çoğulcu, zengin, birbirini dengeleyen ve dolayısıyla herhangi bir diktatöryal açılıma, herhangi bir tekçi, güdücü açılıma da imkan vermeyen bir yapıya sahipti." 
 
'BÖLÜNMEYİ DEĞİL ÇOĞULCULUĞU ESAS ALIYOR'
 
Lozan Antlaşması sonrasındaki tüm resmi belgelerin Türkiye'nin tarifini, "Kürtlerin ve Türklerin ülkesi" diye yaptığını vurgulayan Aydın, "Amasya Protokolleri, birçok konuda çok net ifadeler belirtiyor. Erzurum ve Sivas Kongreleri'nin sonuç bildirgelerinde her ne kadar Kürt, Türk gibi laflar geçmiyorsa da Türkiye halkı diye belirtilen bir çoğulculuğun sonraki dönemler için de eşit. Halk, ırki, sosyal ve coğrafi haklarını garanti altına alan bir gelecek taahhüdünde bulunuyor. Dikkat edin milli mücadele bu çoğulculuk içinde kazanılmış. Bu ülkenin sosyolojisine uygun bir yönetim modeli bırakın bölünmemizi tam tersine aslında bizim çok daha sağlıklı, çok daha dinamik bir şeyler yapabilme imkanımızı sağlayan bir anlam taşıyor" diye konuştu.
 
Çoğulculuğun Türkiye'nin kuruluşunda maddi koşulları oluşturduğunun altını çizen Aydın, şunları belirtti: "Ama ne yazık ki bu süreçte savaşı kazanmak için çoğulculuğu kabul edenler, savaş bittikten sonra İngilizlerle anlaşma yapılınca birdenbire bu çoğulculuğu memleketin problemli alanı görüp, reddetmeye başlamışlar. Ve ne yazık bu çoğulculuğun reddi, bizim 100 yıl sonra bile demokratikleşebilme imkanımızı, imkansız hale getirdi."