Gazeteci Cihan: 19 Temmuz Devrimi Kürtlerin inkârını parçaladı

Paylaş:
RIHA - BAAS rejimi tarafından 66 yıl asimilasyon, inkar ve baskılara maruz kalan Kürtlerin Rojava Devrimi'yle kaderlerini değiştirdiğini belirten gazeteci Doğan Cihan, “19 Temmuz Devrimi Kürtlerin inkârını parçaladı; 29 Ocak anlaşması ise bu varlığı resmileştirdi” dedi. 
 
Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaşta, Kuzey ve Doğu Suriye'de yaşayan halklar muhalif denen selefi gruplar ile Esad rejimi tarafında yer almayarak 19 Temmuz 2012 başlangıç tarihi ile kendi kaderini tayin etme kararı aldı. Rojava Devrimi olarak hafızalara kazınan tarihi direniş, 14'üncü yılında. İdeolojik-politik çizginin "Üçüncü Yol" olarak teorize edildiği devrim sürecine öncülük edenlerin başında ise kadınlar geldi.
 
Devrimin kurumsal temeli, Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) ve Batı Kürdistan Halk Meclisi'nin (MGRK) kurulmasıyla atıldı. Devamında ise Kürt Dil Kurumu (SZK) kuruldu. Rojava Kürdistan Halk Meclisi, 26 Ekim 2011'de Federe Kürdistan Bölgesi'nin Hewlêr kentinde toplandı ve 25 Temmuz 2011'de Kürt Yüksek Konseyi'nin ilanı kararı aldı. Kürt halkının ortak iradesi olarak kabul ettiği Konsey çerçevesinde, "diplomasi", "toplumsal hizmet" ve "savunma" komiteleri oluşturuldu. 
 
Bu adımlardan yaklaşık bir yıl sonra ise 19 Temmuz 2012'de Kobanê'de halkın katılımıyla, rejim güçleri şehirden çıkarıldı. Daha sonra Efrîn, Serêkaniyê, Dirbêsiyê, Amûdê, Dêrik, Girkê Legê, Tirbêspiyê ve Tiltemir de rejim güçleri çıkarıldı. Yine aynı gün Kürtler, "Demokratik Suriye, Özerk Rojava" şiarı ile Kobanê'de kanton ilan etti. Devrimin başlangıç tarihi de 19 Temmuz olarak kabul edildi. Kobanê'den sonra Efrîn ve Qamışlo'da kantonlar ilan edildi. Çatışmaların arttığı süreçte ilk olarak yerel savunma birlikleri oluşturan halk, sokaklarda öz savunmasını gerçekleştirdi. Daha sonra, temelleri 12 Mart 2004 yılında BAAS rejiminin toplu katliamına karşı Qamişlo kentinde verilen direnişle atılan Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) kuruldu. Daha sonra oluşturdukları ortak yönetimlerle özgür ve eşit bir yaşamın inşasına girişen halklar, askeri güçlerini ise Demokratik Suriye Güçleri (QSD) çatısı altında birleştirdi.
 
İlan edildiği ilk günden bugüne kadar Ortadoğu’daki halklar için umut kaynağı olan Rojava, Türkiye ve ona bağlı paramiliter grupların saldırılarının hedefi oldu. Son saldırı ise bu yılın başında gerçekleşti. Esad rejiminin yıkılmasıyla iktidarı alan HTŞ, Ocak ayında Halep’te bulun Kürt mahallelerine yönelik saldırı gerçekleştirdi. Uluslararası güçlerin onayı ve Türkiye’nin desteğini alan HTŞ, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi bölgelerine geniş kapsamlı saldırı gerçekleştirdi. Ocak ayının sonlarına doğru, Suriye Geçici yönetimi ile QSD arasında anlaşma imzalandı. 29 Ocak anlaşması olarak bilinen mutabakat, askeri ve idari entegrasyonu, Hesekê ve Qamişlo'da hükümet güçlerinin konuşlandırılmasını ve Kürt toplumunun sivil haklarına yönelik güvenceleri kapsıyor.
 
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Bölgesi’ndeki gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Doğan Cihan, Rojava Devrimi’nin yıl dönümüne dair Mezopotamya Ajansı'na (MA) konuştu. 
 
 
BAAS REJİMİNİN İNKAR VE SOYKIRIMCI POLİTİKALARI
 
Tarihi bilmeden günümüzü ve geleceği değerlendirmenin eksik kalacağını kaydeden Cihan, “Suriye Devletinin kuruluşu Kürt halkının inkarı üzerinedir. Çoğunluğu Suriye’nin kuzeyinde olmak üzere Suriye’nin başkenti Şam, Halep, Humus, Hama gibi kentlerde de mahalleleri bulunan Kürtler, Suriye’nin asli unsuru olarak görülmeyip resmi olarak inkar politikası devreye konuldu. Suriye devleti 1958 yılında tarım reformu adı altında bir kanun çıkararak, Kürtlerin arazileri, ekin alanları ve tarlaları ellerinden alındı. Demografik değişim hazırlığına bu dönemde başlandı” dedi. 
 
ARAP BAHARI VE KÜRTLERİN HAKLI İSYANI
 
1961 yılında Cizre bölgesinde yapılan nüfus sayımında yüzbinlerce Kürt’ün vatandaşlıktan çıkarılarak kimliksiz bırakıldığını hatırlatan Cihan, “Bunun üzerine Suriye Kürtleri, 2003 yılında PYD’yi kurarak, gidişata başkaldırdı. Ortadoğu’da yeninin başlangıcını ifade eden Arap Baharı ile birlikte en çok etkilenen ülkelerden biri de Suriye oldu. BAAS rejimi sadece Kürtleri değil, bir bütün olarak rejim dışında kalan Suriye toplumunu baskı ve zor altında tutarak, ülkeyi yönetmeye çalıştı. Mart 2011 yılında Suriye’nin Dera kentinden başlayıp Suriye’nin diğer tüm kentlerine yayılan ve artık Baas rejiminin kontrol altına alamadığı, Suriye toplumunun on yıllardır baskı altında tutulması sonucu büyük bir patlama yaşandı” diye konuştu.  
 
Kürt halkının Efrîn'den Kobanê’ye, Serêkaniyê’den Dirbêsiyê, Hesekê, Amûdê, Qamişlo, Tirbêspiyê, Rimêlan, Girgê Legê ve Dêrik’e kadar sokağa çıkarak, kazma ve küreklerle kendi mahallelerinin güvenliğini aldığını hatırlatan Cihan, “Daha sonra devlet dairelerini kontrol etmeyi başardılar. Bunun üzerine 19 Temmuz 2012 yılında PYD öncülüğünde Kürtler Kobanê’de Rojava Devrimini dünyaya ilan ederek, 1946 yılında Suriye’de resmi olarak başlayan Kürt inkarının 66 yıl sonra parçalandığını duyurdular. Bu, Suriye Kürtleri için önemli bir eşikti. 66 yıl kimliksiz bırakılan, yok sayılan tüm insani haklarından mahrum edilen, mülklerine el konulan Kürtler, kendi özyönetimleri ve özsavunmaları ile Ortadoğu halklarına ve dünyaya duyurdular” şeklinde konuştu. 
 
19 TEMMUZ DEVRİMİ
 
Kürt halkının inkar edilen bir yerden asli unsur sayılan bir yere geldiğini kaydeden Cihan, “Rojava Devriminin başlangıcından 29 Ocak anlaşmasının imzalanmasına kadar gelen 13 yıllık süreçte de Kürtler, Arap, Ermeni, Süryani ve diğer halklarla birlikte toplumu esas alarak, öz yönetim, öz savunma, öz ekonomi ile bölgelerini yönetti. 19 Temmuz 2012’de Rojava Devrimi ilan edildi. 2013 yılında El Nusra Serêkaniyê’ye saldırdı. Halep’te saldırılar oldu. 2014 yılında DAİŞ Kobanê’ye saldırdı ve bu saldırılar 2018’e kadar sürdü. Tam savaş gündemi kapandı derken 2018 yılında Türkiye ve ona baplı SMO grupları Efrîn’e, 2019’da Girê Spî ve Serêkaniyê’ye saldırdı. Rojava bölgesi sürekli ambargo altında tutuldu, teslim alınmaya çalışıldı ama özyönetimden ve özsavunmadan bir adım dahi geri atılmadı” ifadelerini kullandı. 
 
ESAD SONRASI DURUM
 
Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından yaşanan gelişmelere de değinen Cihan, “8 Aralık 2024’te Esad rejimin düşmesiyle birlikte Suriye’de yeni bir durum ortaya çıktı. Suriye’de dengeler tamamen değişti. HTŞ İdlib’ten Şam’a uluslararası dengeler ve anlaşmalar sonrası taşınarak, Suriye Geçiş Dönemi ilan edildi ve başkanı da Ahmet el Şara ilan edildi. Tüm dengeler deyim yerindeyse alt üst oldu. Halep saldırıları ile 19 Temmuz Devrimi tamamen ortadan kaldırılmaya çalışıldı, fakat buna karşın QSD ve Özerk Yönetim, halkların yararına olan diplomasi ve anlaşma seçeneğini tercih ederek, mevcut Suriye’de değişen dengeleri halkların lehine değiştirmeye çalıştı. Sonuç itibariyle de 29 Ocak anlaşması yapıldı” diye belirtti. 
 
‘KÜRT VARLIĞI RESMİLEŞTİRİLDİ’
 
19 Temmuz Devrimi’nin 29 Ocak anlaşmasıyla resmi devlet ile masaya taşınarak, inkar edilen, yok sayılan, kimliksiz bırakılan bir halkı, devletin kurucu unsuru olmaya taşımayı başardığının altını çizen Cihan, “Suriye tarihinde ilk defa Kürtler gerek siyasi gerekse de askeri olarak resmi bir anlaşmada kabul edildi. Her ne kadar kimi taraflar yetersiz olduğunu söylese de mevcut durumda 29 Ocak anlaşması, Suriye Kürtleri için bir ilki ifade ediyor. Bu anlaşmayla Suriye Kürtleri, tarihlerinde ilk kez siyasi ve askeri olarak resmi bir anlaşmada kabul edildi. 19 Temmuz Devrimi Kürtlerin inkârını parçaladı; 29 Ocak anlaşması ise bu varlığı resmileştirdi” diye konuştu. 
 
MA / Ömer Akın