RIHA - "Jin, jiyan, azadî" felsefesinin hayat bulduğu Kuzey ve Doğu Suriye'deki kadın mücadelesine değerlendiren gazeteci Dilan Dilok, "Tohum toprağa düştü. Bu tohum öyle ya da böyle varlığını sürdürecek" dedi.
Ortadoğu’da ataerkil sistemin kadını yaşamın tüm alanlarından kopardığı ülkelerin başında gelen Suriye’de, 19 Temmuz Devrimi diğer adıyla Kadın Devrimi ile birlikte yeni bir tarih yazıldı. Evden çıkmanın, hayata dahil olmanın yasak olduğu, irade ve fikrinin yok saldığı topraklarda 14 yıllık deneyimle kadınların öncülük ettiği yeni bir yaşam inşa ediliyor. Ambargo ve saldırıların sürdüğü Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar, kazanımlarının anayasal güvenceye kavuşturulması mücadelesiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü karşılıyor.
Kuzey ve Doğu Suriye'de yaşayan ve devrim sürecini yakından takip eden gazeteci Dilan Dilok, Mezopotamya Ajansı'nın (MA) sorularını yanıtladı.
“Jin, jiyan, azadî” felsefesinin ilk hayat bulduğu yer Kuzey ve Doğu Suriye olmaktadır. “Rojava Devrimi”nin başarılı olmasında kadın özgürlük çizgisi nasıl bir rol oynadı?
‘Jin, jin, azadî’’nin aslında hayata geçirildiği yer Rojava diyebiliriz. Çünkü Rojava'da yaşam buldu demek daha doğru olur. Sizin de bildiğiniz gibi bir ismiyle Rojava Devrimi diğer ismiyle 19 Temmuz Devrimi olsa da en önemli ismi Kadın Devrimi olarak geçiyor. Tabii buradaki ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganının nasıl bir yaşam bulduğunu daha iyi anlamak için devrim öncesine bakmak gerekiyor. Devrim öncesinde eve hapsedilen ya da belirli alanlarla sınırlandırılan kadınlar Rojava Devrimi ile birlikte daha görünür hale geldi. Görünürlüğü de aşarak, kadın özgürlüğünü elde etti. Tam anlamıyla kadın özgürlüğünü yaşadıkları bir konuma geldiler. Tabii devrimle birlikte sadece askeri alanda değil, bütün alanlarda kadınlar ön planda yer aldılar. İşte sağlıktan tutalım da eğitime, eğitimden tutalım da askeri birimlere bütün alanlarda büyük bir öncülük rolü üstlenen ve bu öncülük rolüyle de dünyaya kadının gücünü göstermiş oldular. Kadın özgürlüğünün nasıl bir aşamaya geldiğini kanıtlamış oldular. Çünkü o süreçte evet kapatılmış, erkeğe hizmet eden ya da işte köleleştirilmiş diyebileceğimiz kadın, bir anda hem kendi özgürlüğünü sağlamış oldu hem de erkeğe öncülük yaparak cephelerde yer aldı. Eğitim alanında kendini değiştirdi ve dönüştürdü. Bununla birlikte erkeği de değiştirip dönüştürdü. Rojava Devrimi’ni, Kadın Devrimi yaptı diyebiliriz. Bu anlamıyla ‘Jin, Jiyan, azadî’ burada yaşam buldu demek daha doğru ve mantıklı olacaktır.
Kuzey-Doğu Suriye’de kadınlar, hangi temellerde örgütlendi ve bu örgütlenme nasıl bir aşamaya vardı? Bu örgütlenmede eşbaşkanlık sistemi nasıl bir rol oynadı?
Kadınlar ilk etapta özgün örgütlenmelerini hayata geçirdi. Özgün komünlerini, kooperatiflerini ve birimlerini kurarak örgütlenmeye başladılar. İlk başta Mala Jin ile bu resmileşti. Sonrasında işte sokaklardan köylere, köylerden kentlere yayılan bir örgütlülük vardı. Kadınlar birlik oldukları zaman hem erkek egemen zihniyeti hem de devlet zihniyetine karşı gelebileceklerinin farkına vardılar. Bu devrimle de daha net bir şekilde ortaya çıktı. Özellikle ilk başta dediğimiz gibi özgün kurumlarını kurduktan sonra bu defa da var olan devrimle birlikte gelişen kurumlarda eşbaşkanlık sistemlerine gittiler. Burada eşit söz sahibi oldular. Kendi kararlarını ya da işte kadınsal boyutunu daha iyi bir şekilde ele alabildiler. Kadınların kimi yerlerde erkekten daha iyi bir şekilde karar alabileceğini, söz sahibi olabileceğini gösterdiler.
Devrimle birlikte kurulan kurumların çalışmaları sürüyor. Başta çatı yapı Kongra Star olmak üzere YPJ, Mala Jin, Rêxistina Sara (Kadın Koruma Derneği), Jinoloji Akademisi, Jinwar köyü gibi özgün yapılar hala çalışmalarını yürütüyor.
Şu an Kuzey ve Doğu Suriye’de ne kadar kadın kurum ve kuruluşu var?
Devrimle birlikte kurulan kurumlar hala çalışmalarını yürütüyor. Başta çatı yapı Kongra Star olmak üzere YPJ, Mala Jin, Rêxistina Sara (Kadın Koruma Derneği), Jinoloji Akademisi, Jinwar hala çalışmalarını yürütüyor. Tabi bunlarla birlikte yine bütün kurumlarda da kadınların ayrıca özel birimleri var. Yine Jin TV. de var. Star FM kadın radyosu var. Basın alanında özgün olarak çalışmalarını devam ettiriyorlar. İşte asayişinden tutalım, eğitimine, özel yönetimine, meclislerine kadar ayrıca özgün kadın yapılanmaları var. Asayişin kadın birimi var. Kadın meclisleri var. Bu anlamda kominler var. Yine Tabka, Raqka, Şam Minbiç gibi Arap bölgelerinde de Zenubya Kadın Topluluğu var. Bu son saldırılardan sonra bu topluluk hala dağılmadı fakat şu an çalışmalarında biraz durgunluk var. Çünkü bu kentlerin yönetimi şu an Özerk Yönetimin kontrolünde değil. Ama hala fiilen örgütlülüğünü koruyor.
Kongra Star kadınlara ne şekillerde ulaşıyor? Kadınların sokak sokak örgütlü olduğunu söyleyebilir miyiz?
Devremin bütün kurumlarında çalışan kadınlar Kongre Star’ın bir üyesidir. Bu kurumlarda yaşanılan sorunlara müdahil olunuyor. Kadınlar ev ev, sokak sokak, köy köy ve kent kent her alanda bir örgütlülük içerisindedir. Çünkü birlik olunca kadının gücünün daha görünür olabileceği örgütlülüğü oluşturulmuş durumda. En azından kadınlar başlarına bir sıkıntı geldiğinde ya da bir noktada zorlandıkları zaman artık kime gidebileceklerini, kimin kendilerine yardımcı olabileceğinin bilincindeler.
Bölgede karşılaştığınız şiddet vakaları oluyor mu? Buna karşı neler yapılıyor?
Tüm dünyada ataerkil bir sistemde yaşıyoruz ve kadınlar tüm dünyada olduğu gibi burada da Kuzey ve Doğu Suriye'de ya da işte Suriye'de ve Rojava'da çeşitli sorunlarla karşılaşabiliyorlar. Bunlar yine tecavüzdür, kaçırmadır ve işkencedir. Bu tür şeylere maruz kalabiliyorlar. Özellikle Arap bölgelerinde bu çok yoğun bir şekilde yaşanıyordu. Mesela 3-4 yıl öncesinde karşılaştığımız bir durumdu. Bir kadın, sırf sokak ortasında bir erkekle konuştu diye dövülerek öldürülmeye çalışılmıştı. Yine kadının rızası olmadan istemediği, kendisinden yaşça çok büyük kişilerle evlendirme durumu yaşanıyordu. Fakat günümüz dünyasına bakıldığı zaman en az yaşanılan bölgelerden birisi de burası diyebiliriz. Ortadoğu'nun merkezinde yer almasına rağmen kadın örgütlülüğü sayesinde bu biraz aşıldı. Bu da az önceki soruyla da bağlantılıdır. Kadınların karşılaştıkları sıkıntılar karşısında kime gideceğini bilmesiyle aslında çözüme ulaştı. Bir kadın işkence görüyorsa ilk bulunduğu yerde işte Arap bölgesinde ise Zennubiye Kadın Topluluğudur. Rojava dediğimiz kısımda ise Kongre Star ya da Mala Jin üzerinden bağlantı kuruluyor. Burada işte ilk etapta Sara Örgütü, kadının nelerle maruz kaldığını, ne tür bir durum yaşadığını inceliyor, tartışıyor ve sonra gerek görülürse ya da kalacak yeri yoksa ailesinden uzaklaştırılması gerekiyorsa bu defa Mala Jin tarafından himaye altına alınıyor.
Sonrasında tabii yine Kongra Star’a da bildiriyor. Çünkü Kongre Star, buradaki kadın örgütünün çatı merkezi konumunda. Yani çözüm noktası yine kadın. Bu noktada yine mahkemeler gerçekleştiriliyor. Bu mahkemelerde de bütün kadın kurumlarından temsilciler yer alıyor. Yine kadın adalet birimi, kadın pozitivizmi çerçevesinde olaya bakıyor. Çünkü ezilmiş, yok sayılmış bir kadının günümüz koşullarında bir Kadın Devrimi gerçekleştirildiği söylenen bir yerde birinin işkence görmesi ya da bir şiddete maruz kalması daha fazla öfkeye neden oluyor. Bu noktada biraz daha kadın pozitivim şartlarında müdahaleler ediliyor. Ya uzaklaştırılma veriliyor ya da kadının himaye altına alınıyor. Bir mesleği yoksa ya da maddi imkanı yoksa bu kadına maddi imkan sunuluyor. İş imkanı sunuluyor ve yine eğitimler veriliyor.
Peki erkek ne durumda? Erkek gericiliğine karşı ne tür çalışmalar yapılıyor?
Erkekler, her ne kadar klasik erkek zihniyetiyle yaklaşsalar da Rojava'daki ya da bölgedeki erkeklerin çoğunluğu illaki bir defa kadın eğitimlerinden geçmiştir. Bununla birlikte işte kadınlarla erkeklerin nasıl bir eşit hakka sahip olduğu, kadının sadece erkeğe hizmet eden bir varlık değil, aynı haklara sahip insani boyutu tartışılıyor. Erkeklerle günlerce, aylarca süren eğitimler verilir ve bu çerçevede de dönüştürülür. Erkekler bir yere kadar gelmiş ve eğitilmiş durumdalar. Jineoloji özellikle bu görevi üstlenmiş durumda.
Şu anda bir entegrasyon sürecinden geçiyor Rojava yönetimi. En büyük mücadele YPJ için veriliyor. Çünkü var olan Geçici Şam Hükümeti, YPJ'yi kabul etmiyor. Aslında YPJ üzerinden kadının varlığı ve statüsünü kabul etmeme durumu söz konusu.
Bir yandan toplumu değiştirip, dönüştürme mücadelesi verilirken, diğer yandan ambargo ve saldırılara karşı bir direniş de söz konusu. Askeri alan dışında kadınların kendilerini savunması için ne gibi bir çalışma var?
Bu son saldırılarda bunu daha net bir şekilde gördük. Kadınlar en ön cephelerdeydi yine. Çocuğuyla birlikte cepheye giden vardı, sokaklarda nöbet tutanı vardı. Yani kadın devriminin ruhunun tekrardan canlandığını gördük bu son saldırılarda. YPJ tabi ki askeri boyutuyla en üst düzeyde mücadele veriyor. Ama bunun yanı sıra kadınlar başta da dedik ya erkeği eğiterek, çocuğunu eğiterek, toplumu eğiterek aslında mücadelenin büyük bir kısmını üstlenmiş durumdalar. Tabi bunun dışında HPC Jin var. HPC Jin da nöbetlerde, alanlarda kendine yer bulmuş durumda. HPC Jin dediğimiz grup içerisinde, evdeki anne ya da işte bir öğretmen, bir sağlık çalışanı da yer alıyor. HPC Jin, kadınlara özgü silah eğitimleri, sağlık eğitimleri veriyor. Olası bir durumda yaralılara nasıl müdahale edebileceklerini, kendilerini nasıl savunabilecekleri boyutuyla özellikle askeri anlamda silah eğitimlerinde yoğun bir ivme kaydetti. Çünkü Ortadoğu'da yaşıyoruz. Suriye gibi, Rojava gibi bir bölgede yaşıyoruz ve sürekli savaş durumu yaşanıyor.
Tabi bunun yanı sıra YPJ’nin rolünden bahsediyoruz. Tüm dünyada tanınırlık kazandı. Tüm dünya artık YPJ’yi bir örnek olarak görüyor. Ancak şu anda YPJ'nin varlığı ya da işte kendini idame ettirmesi, sürdürmesi tartışma konusu yapılmış durumda. Şu anda bir entegrasyon sürecinden geçiyor Rojava yönetimi. Fakat şu anda en büyük mücadele YPJ için veriliyor. Çünkü var olan Geçici Şam Hükümeti, YPJ'yi kabul etmiyor. YPJ'nin bir birim olarak var olmasına karşı çıkıyor. ‘Tamam askeri birimlerinizde ya da işte asayişiniz de kadın komutanlıklar yer alabilir. Fakat YPJ bir birim olarak, bir isim olarak varlığını sürdüremez’ diyor. Bu noktada anlaşmazlıklar yaşanıyor. Ama kadınlar bu konjonktürde şu an bile onun mücadelesini veriyorlar. DAIŞ gibi bir barbar zihniyetle mücadele etmiş, halkını savunmuş bir kadın birimi tüm dünyaya örnek teşkil etmiş, kendinden söz ettiren bir askeri birim. Şu anda Avrupa'da da görüşmeler gerçekleştiriyor YPJ Komutanlığı. Bu boyuttayken hala bir kabul etmeme, kadının aslında YPJ üzerinden varlığını, statüsünü kabul etmeme durumu söz konusu. Bu anlamda mücadele sürüyor. Genel anlamıyla Rojava Kadın Devrimi iyi yönüyle kötü yönüyle kendini bir yerlere getirdi. Bu varlığını da uzun bir süre devam ettirecek gibi görünüyor. Hani diyorlar tohum toprağa düştü. Bu tohum öyle ya da böyle varlığını sürdürecek.
MA / Ömer Akın