‘Akkuyu yapılırsa coğrafya radyoaktif maddelerle kirlenecek’

img

MUĞLA - Akkuyu NGS’nin iptaline ilişkin açılan davanın reddedilmesi durumunda siyasi bir karar alınmış olacağını belirten Prof. Dr. Beyza Üstün, nükleer santrallerin yapılması halinde bütün coğrafyanın radyoaktif maddelerle kirleneceğini söyledi.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), tarafından Mersin'in Gülnar ilçesinde yapılması planlanan Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinin üretim lisansının ilk aşaması olarak, 25 Haziran 2015'te Akkuyu Nükleer A.Ş.'ye verilen ön lisansın iptali için 13 ayrı sivil toplum örgütü ve 80 yurttaş bölge idare mahkemesine dava açtı. 
 
Ancak, Ankara 12. İdare Mahkemesi, iptal istemine ilişkin “ret kararı” vermesinin ardından, dava Danıştay 14. Dairesi'nde görülmeye devam edilecek. Davaya ilişkin ekolojist Prof. Dr. Beyza Üstün değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘SAVCILIK SİYASİ KARAR VERDİ’ 
 
Üstün, mevcut hükümetin sadece Mersin’de değil, Türkiye’nin birçok yerinde nükleer santral yapmayı planladığını söyleyerek sözlerine başladı. Üstün’e göre, Türkiye’de bir nükleer santral yapılması durumunda denizler, göller, dere yatakları, maden ocakları ve meralar yasal olarak nükleer atıkların depolama sahasına dönüşecek. Danıştay 14. Dairesi'nde, 22 Kasım'da Akkuyu Nükleer Santrali’nin iptaline ilişkin karşı açılan davanın görüldüğünü hatırlatan Üstün, davacı tarafın tüm taleplerinin savcılık tarafından reddedildiğini söyledi. Üstün, davanın reddini talep etmesinin siyasi bir karar olduğunu ve mahkeme heyetinin de savcılık mütalaasına göre karar vermesi durumunda kararın siyasi olacağını söyledi. 
 
'TALİMAT KESİN’ 
 
Türkiye’de yargı ve kamu kurumlarında hukukun uygulanmadığını belirten Üstün, OHAL ve savaş kapsamında alınan hukuk kararlarının tamamen dışarıdan müdahaleyle verildiği bir dönemi yaşadıklarının altını çizerek Danıştay 14. Dairesi'nde görülecek Akkuyu Nükleer Santrali iptal etme davasını hatırlattı. Danıştay 14. Dairesi’nin aslında çok donanımlı ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini iyi bilen bir heyet olduğunu belirten Üstün, şunları söyledi: “Ama görünen o ki talimat çok kesin. Bizi iyi dinleyip anladıkları halde savcı ‘ÇED olumlu’ kararının iptal kararını her dosyada devretti. Dava süreci sürerken bir taraftan Cumhurbaşkanı ve bakanları sürekli övgüler ile Akkuyu Nükleer Santrali’ni sahiplendiler. ‘Çapayı vuruyoruz. 2018 de bitireceğiz ve 2019 da bitireceğiz’ açıklamaları yapıyorlar. Davalar sürerken Mersin’deki bölgenin etrafını çevrelediler. İçerideki ilk yaptıkları şey ise, atık sahasıdır. Nükleer enerji santral üretimine başlamadılar. Nükleer atık depolama sahasını yapmaya başladılar. Oraya da şirket kendi ulusunun bayrağını açtı ve oradaki çalışmalar hız kesmeden devam ediyor.” 
 
'TORPAK RADYOAKTİF MADDELERLE DOLACAK’
 
Amacın sermayeye kazandırmak olduğunu belirten Üstün, nükleer santralin enerji politikası dışında bir politika olduğunu söyledi. Nükleer santrallerin bütün Avrupa’da terk edildiğini ifade eden Üstün, gelişmiş birinci dünya ülkeleri ve Avrupa’nın kirli sanayisinin Türkiye gibi ülkelere getirildiğini aktardı. Radyasyon yayacak bir atığın Türkiye’de neden yapılmak istendiğine anlam veremediklerini sözlerine ekleyen Üstün, “Nereden geldiğini bilemediğimiz yaralanma ve ölümler bu coğrafyada görülecek. Herkesin sandığı gibi nükleer santraller sadece deprem ya da patlama ile felakete sebep olmuyor.  Bütün bu coğrafyanın, toprağın ,suyun, havanın, radyoaktif maddeleriyle kirletilmesi bir kaza sonucu olmayacak. Sermaye buradan atık çöplüğünden para kazanmaya, devlet, hükümetler ve onun iktidarı da kendilerinin egemen sistemde savaş politikalarıyla var etmeye çalışıyor. Biz ısrar ve ısrarla karşı durmaya devam edeceğiz” dedi.